Biletpro Loading
Lütfen Bekleyin. Yükleniyor...

TÜRKİYE

    

21 Kasım 2019, Perşembe

Uçuşlar Aranıyor Lütfen Bekleyin...

Lütfen seyahat etmek istediğiniz bölgeyi seçiniz.

Genel Bilgi

Para Birimi: Türk Lirası
TL
TÜRKİYE Saati (Ankara)
TÜRKİYE Bayrağı
ANKARA (Hava Durumu)
Vize
İstemiyor
TÜRKİYE Dili
  • Türkçe
TÜRKİYE İklimi
Ilıman

Akdeniz İklimi

TÜRKİYE Nüfusu
81m
Uçuş Süresi
İstanbul-Ankara
1sa

TÜRKİYE Hakkında

Türkiye Ana Şehirleri

Ankara

Türkiye’nin kalbinin attığı yerdir Ankara. Köklü bir tarihe sahiptir ama özellikle Milli Mücadele ruhuyla dönüşüme uğramış, yeniden doğmuştur. Kurtuluş Savaşı’nın yönetim merkezi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti olarak farklı bir kimliğe bürünmüştür.  

Ankara, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kabri ve Milli Mücadele Dönemi ile Atatürk’ün yaşamına dair pek çok detayın sergilendiği Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi’nin bulunduğu Anıtkabir ile özdeşleşmiştir. Ata’ya ve Kurtuluş Savaşı kahramanlarına saygılarını sunmak, kentin ruhunu anlamak isteyenlerin Ankara’da ilk ziyaret noktası, görkemli Anıtkabir’dir.

Anıtkabir’in ardından, Çankaya Atatürk Müze Köşkü, Kurtuluş Savaşı Müzesi adıyla varlığını sürdüren I. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Cumhuriyet Müzesi olarak anılan II. TBMM binası adım adım sizi Cumhuriyetin kuruluş ve gelişim aşamalarına geri götürür. Ankara’da pek çok yerde karşınıza çıkan resmi binalar,  göğsünüzün cumhuriyet övüncü ile kabarmasını sağlar.

Başkentte, dünyanın sayılı müzelerinden biri olan ve Anadolu’da yaşamış pek çok medeniyetin izlerini hayranlık uyandıracak bir şekilde gözler önüne seren Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin yanısıra pek çok değerli müze bulunur. Ankara Kalesi, Roma Dönemi kalıntıları, Frig başkenti Gordion, tarihi hamamlar, tarihi Ankara ev ve konakları, tarihi camiler, şehrin zengin geçmişinin izini sürmek isteyenleri bekler.

Atatürk Orman Çiftliği, Kuğulu Park, Gençlik Parkı, Seğmenler Parkı, Botanik Parkı, Güvenpark, Eymir ve Mogan gölleri, şehrin doğal güzelliklerinin sergilendiği güzel köşeleridir.

Kızılay Meydanı’nı görmeden, Tunalı Hilmi Caddesi’nde dolaşmadan, Aspava'da karın doyurmadan Ankara’dan ayrılmak olmaz!
Bu şehrin sayfasina git >

Adana

Torosların yamacında, Seyhan ve Ceyhan ırmaklarının arasındaki bereketli ovada konumlanmış olan Adana, Akdeniz Bölgesi’nin doğusundadır. Yaşar Kemal’in romanlarına mekan olan Adana, baraj gölleri, kuş cenneti, yaylaları ve ormanları ile her köşesinde ayrı bir güzelliğe sahiptir. Akdeniz kıyılarında denize girme imkanı sunan kentte, yemyeşil ve olabildiğince serin yaylalar bulunur.

Adana, Akdeniz Bölgesi’nin en eski yerleşim yerlerinden biridir. Luviler, Hititler, Frigler, Asurlular, Kilikyalılar, Roma ve Bizanslılar, Selçuklu ve Osmanlılar; her bir uygarlık, kentte bir iz bırakmıştır. Antik kentler, açık hava müzeleri, kaleler, hamamlar, çeşmeler, camiler, kiliseler, köprüler… Adana’yı keşfetmeye çıkanlar, görecek pek çok yerle, gezilecek pek çok tarihi yapıyla karşılaşır. Zengin bir mutfağa sahip olan şehrin, en meşhur lezzeti, şalgam suyu ve Adana kebabıdır. Baharat, bulgur, et ve sebze ağırlıklı yöresel

Adana mutfağı, kentin birçok noktasında keşfedilebilir. Çukurova’nın verimli toprakları sulu ve lezzetli karpuzlar yetiştirir. Yaz mevsiminde Adana’yı ziyaret edenleri, kentin sokaklarını saran karpuz kokusu karşılar.
Bu şehrin sayfasina git >

Adıyaman

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en eski yerleşim yerlerinden biridir Adıyaman. Nemrut Dağı, şehrin doğusunda yer alan doğal ve tarihi mirastır. Dağın zirvesindeki ünlü dev heykellere imza atan Kommagene Krallığı, kentte en çok iz bırakan medeniyet olmuştur. Adıyaman’da Kommagene Krallığı’na ait antik kentler ve birçok tarihi kalıntı vardır.

Nemrut Dağı’nın zirvesinde yer alan Nemrut Dağı Milli Parkı, muazzam manzarası ile eşsiz yerlerden biridir. Nemrut Dağı’nın zirvesinde güneşin doğuşunu izlemek için yıl boyunca birçok yerli ve yabancı turist Adıyaman’a gelir.

Adıyaman, Şanlıurfa ile beraber dünyanın en büyük barajlarından biri olan Atatürk Barajı’na ev sahipliği yapar. Fırat Nehri, Adıyaman’ın güney sınırlarını çevreleyerek akarken aynı zamanda Şanlıurfa ve Adıyaman arasında sınır oluşturur.  Atatürk Barajı, eşsiz bir güzelliğe sahiptir ve su sporlarına sahne olur.

Adıyaman’ın çiğ köftesi, içli köftesi, mercimek köftesi, çılbırı ve Besni üzümü meşhurdur. El dokuması kilimler ve halılar, Nemrut Dağı’ndaki heykellerin minyatürleri, kentin merkezi noktalarından satın alınabilir.
Bu şehrin sayfasina git >

Afyonkarahisar

Binlerce yıl boyunca Hitit, Frig, Lidya, Pers, Roma gibi uygarlıklara sığınak olur Afyonkarahisar. Kurtuluş Savaşı’nı sonlandıran Büyük Taarruz tarihinde çok önemli bir yer tutar. 25 Ağustos 1922’de Şuhut ilçesine gelen Mustafa Kemal Atatürk, bugün Atatürk Kültür ve Sanat Evi olarak hizmet veren binada konaklar ve bina önünde halka konuşma yapar. Afyonkarahisar 27 Ağustos 1922'de düşman işgalinden kurtarılır. Bu sebeple Afyonkarahisar’da her yıl, Şuhut’tan Mustafa Kemal Atatürk’ün Büyük Taarruz’u yönettiği Kocatepe’ye Zafer Yürüyüşü gerçekleştirilir. Aynı zamanda Mustafa Kemal Paşa’nın Büyük Taarruz’u idare ettiği Kocatepe’de Başkomutan Tarihi Milli Parkı yer alır.

Her yıl çok sayıda ziyaretçiyi ağırlayan Afyonkarahisar, şifalı kaplıcaları ve çamur banyoları ile bilinir. Kentte yer alan müzeler, tarihi camiiler, kaleler ve türbeler, şehri ziyarete gelen seyahatseverlerin gezi rotasında yer alır.  

Kültürel zenginlikleriyle öne çıkan Afyonkarahisar’da geleneksel el sanatları günümüzde de yaşatılır; demircilik, bakırcılık, kilimcilik ve halıcılık, boyra örücülüğü, keçecilik bunlardan yalnızca bazılarıdır. Renkli mutfak mozaiği ile de fark yaratan Afyonkarahisar’ı ziyaret edeceklere Afyonkarahisar sucuğu, lokumları, bükmeleri, ağzıaçık börekleri, Afyon kebabı, kaymaklı ekmek kadayıfı ve meşhur patlıcanlı lezzetlerini tatmaları önerilir.

Bu şehrin sayfasina git >

Ağrı

Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Ağrı, doğuda İran’la komşudur. Çağlar boyunca Orta Asya ve Anadolu toprakları arasında geçit olan bu kent, Şorbulak, Karakilise, Karaköse isimleriyle anılmıştır. Bugünkü adını, yamaçlarında serpildiği Ağrı Dağı’ndan almıştır. Türkiye’nin en büyük dağı olan Ağrı Dağı’nın, Tevrat’ta Nuh tufanını anlatan bölümlerde geçen Ararat Dağı ve ülkesi olduğuna inanılır. Bu nedenle buraya Ararat da denir.

Urartular, Kimmerler, Medler, Persler, Akkoyunlular, Karakoyunlular ve Osmanlılar, kentte hüküm sürmüştür. Savunma kaleleri, antik kentleri, camileri, türbeleri ve kiliseleri ile Ağrı’da birçok uygarlığın izi vardır.  

Dağlık ve engebeli bir bölgede konumlanan Ağrı’da, kışlar oldukça soğuk geçer. Kış mevsiminin çetin şartlarını bir nebze de olsa hafifleten kaplıcalar, kentin birçok noktasını termal turizm merkezine dönüştürmüştür. Yaylaları, gölleri, dağları ile Ağrı genelinde muazzam bir tabiat vardır. Ağrı Dağı çevresinde, bu kadim dağın manzarasını içine alan ve görsel bir şölen sunan milli park yer alır.

Ağrı’nın sac kavurması, kuzu etli yemekleri, abdigor köftesi, sahan kebabı ve çorbaları meşhurdur. Yükseltisi fazla olan yaylalarda, beyaz bal olarak adlandırılan aromatik ve lezzetli bal üretilir. Koyun ve keçi yününden örülen tiftik çorabı ve el dokuması kilimler, şehrin merkezinde bulunabilir.

Bu şehrin sayfasina git >

Amasya

Kalkolitik Çağ’a uzanan ve 7 bin 500 yıllık geçmişinde farklı medeniyetlere kucak açan Amasya, özellikle tarihe ilgi duyanların gezmesi gereken bir yerdir. Şehir merkezi ve çevresinde pek çok tarihi yapı gezginleri bekler. Sahip olduğu değerlere bir de Karadeniz’in büyüleyici doğası eklendiğinde Amasya ayrıcalıklı bir rota olur. Kent, aynı zamanda Yeşilırmak kıyısında yer alan Yalıboyu evleri ile öne çıkar.

Sıcakkanlı Amasya’yı ziyaret edenlere zengin Amasya tatlarından helle çorbası, sakala çarpan, bakla dolması, etli bamya, mumbar, dene hasudası, ayva gailesini tatmaları önerilir.

Bu şehrin sayfasina git >

Antalya

Akdeniz’in kalbinde yer alan Antalya, Türkiye’nin turizm merkezidir. Her mevsim, hem yurtiçinden hem de yurtdışından birçok misafiri ağırlayan kentte, uzun bir kıyı şeridi bulunur. Antalya denince akla ilk gelen şey eşsiz tatil beldeleridir. Kemer, Alanya, Kaş, Side, Kundu, Çıralı, Patara, Konyaaltı ve Lara’da muazzam güzellikte plajlar bulunur. Konaklama tesisi açısından zengin olan şehirde, gece hayatı da hareketli geçer. Denizden uzak olan bölgeleri, Toros Dağlarının batı yamacıyla buluşmuştur. Deniziyle, doğasıyla insanlara kucak açan bu şehir, yayla turizmine de imkan tanır.

Antalya, ismini Bergama Devleti’nin kralı olan II. Attalos’tan almıştır. Attalos’un yurdu anlamına gelen Antalya, topraklarında uzun yıllar boyunca Bergamalıları ağırlamıştır. Likyalılar, Lidyalılar, Pamfilyalılar, Frigler, Fenikeliler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar, bölgede hakimiyet kurmuş ve şehre birçok tarihi miras bırakmıştır. Bazı medeniyetlerin liman kentleri kurduğu şehirde, antik kentler oldukça dikkat çekicidir. Olympos Antik Kenti, denizin yanı başında yer alan ve kentle özdeşlemiş olan tarihi değerlerden sadece biridir.

Antalya’nın portakalı, mandalinası ve reçelleri oldukça lezzetlidir. Antalya piyazı, enginarlı Girit kebabı, laba dolması, hülüklü çorba, biber Frigya dolması, kentin birçok noktasında tadılabilecek yöresel yemeklerden bazılarıdır.

Bu şehrin sayfasina git >

Artvin

Doğu Karadeniz’in en uzak ucunda, Gürcistan sınırında yer alan Artvin Türkiye’nin gizli cennetlerinden biridir. Artvin’e hayat veren bazen yeşillikler içinde, bazen ot bitmeyen dik yamaçlı kayalıklar arasında coşkuyla köpürerek akan Çoruh Nehri’dir.

Her ilgi alanı için bir şeyler bulunur bu güzel ilde ama en çok kendini doğanın kucağına bırakmak isteyenler sevecektir Artvin’i. Kısa kıyı şeridi dışında büyük oranda dağlık ve ormanlık bir ilimizdir. Büyük bir ekolojik çeşitliliğe sahiptir. Yaban hayatı hala korunmaktadır.  Anıt ağaçlara sahip balta girmemiş ormanları, yemyeşil yaylaları, kendine has Karadeniz evleri, olağanüstü zenginlikte kır çiçekleri, tadına doyum olmaz kaynak suları, sıcakkanlı Karadeniz halkı Artvin’de göreceklerinizin sadece bir kısmıdır. Dağlar arasında, bazen umulmadık köşelerde insanın karşısına çıkan devasa Gürcü kiliseleri, kaleler, tarihi köprüler görenleri şaşkın bırakır. Artvin’de en bilineni Kafkasör olmak üzere pek çok yayla şenliği yapılır. Geleneksel boğa güreşleri ve güreş müsabakaları bu şenliklerin vazgeçilmez eğlenceleri arasında yer alır. Yeşille gök mavisinin birbiri ile kaynaştığı yaylalarda, temiz dağ havasını soluyarak yenen kebabın, Artvin balı, pestil, kete, kuymak gibi yöresel lezzetlerin tadına doyum olmaz.

Bu şehrin sayfasina git >

Aydın

Doğal ve kültürel güzellikleriyle herkesi kendine hayran bırakan Aydın, Antik Çağ’dan bu yana en önemli yerleşim yerlerinden biridir. Dünya harikası olarak adlandırılan antik kentleri yüzyıllar içerisinde farklı medeniyetlere kucak açmış, bu kentler dünyaca ünlü filizoflar, tarihçiler, mimarlar yetiştirmiştir.

Büyüleyici güzelliğe sahip tarihi yapılarının yanı sıra Aydın, Ege’nin eşsiz güzellikteki deniziyle çevrelenmiştir. Cennet koylarıyla kusursuz bir tatil merkezi olan Aydın’da Didim ve Kuşadası, plajları ve eğlencesi ile tatili keyifli bir serüvene dönüştürür.

Bu şehrin sayfasina git >

Balıkesir

Marmara ve Ege’ye uzanan kıyılarıyla Balıkesir, tarihi ve kültürel değerleri bakımından oldukça zengin bir kenttir. Coğrafi konumu ile kıyı turizmine açık olan şehir, geniş ormanlık alanları ve zengin bitki örtüsü ile doğa turizmine kucak açar.

Şehrin uzun kıyı şeridi ve Altınoluk, Sarımsaklı, Altınova, Cunda, Kapıdağ, Akçay, Avşa, Ören plajları yaz turizminin önemli noktalarıdır. Ayvalık, Edremit Körfezi ve Marmara Adaları’nda yer alan onlarca bölge, dalış sporu meraklılarının ilgi odağı olurken; büyüleyici koy ve körfezleri ise sörf ve yamaç paraşütü yapanların favorisi olmayı başarır. Termal turizme de ev sahipliği yapan kent, her yıl rahatsızlıklarına şifa arayanların adresi olur.

Göçmen kuşların adresi olan Kuş Cenneti Milli Parkı ise kuş gözlemcilerinin en önemli merkezlerindendir.

Zengin kültürü ile öne çıkan şehirde yer alan müzeler, tarihi camiiler, kiliseler, manastırlar, külliyeler görülmeye değerdir.

Bu şehrin sayfasina git >

Bilecik

Bilecik’in tarihi MÖ 3000’lere uzanır. Osmanlı Beyliği’nin ilk başkenti Söğüt,  Bilecik sınırları içinde yer alır. Osmanlı Devleti’nin temellerinin atıldığı yer olan Bilecik, aynı zamanda, I. ve II. İnönü Savaşları’nın gerçekleştiği, Kurtuluş Savaşı’na tüm varlığı ile katılmış bir kent olarak yakın tarihte de önemli bir yer tutar. Zengin tarihi boyunca kentte inşa edilmiş olan camii, han, türbe ve hamam gibi mimari yapılar sadece Bilecik’in değil, tüm Türkiye’nin önemli değerleridir.

Ertuğrul Gazi Türbesi ve Mescidi, Şeyh Edebali Türbesi, İnönü Şehitliği, Metris Tepe Anıtı, Orhan Gazi Camii, Köprülü Mehmet Paşa Kervansarayı, Kasım Paşa Camii, Hamidiye Camii ile Bilecik sokakları, ziyaretçilerine tarihin çarpıcı anlarını yeniden yaşatır.

Rotası Bilecik’ten geçenler, ünlü Bilecik narı ve ayvalı lokumlarını, boza ve helvasını tatmalı. 

Bu şehrin sayfasina git >

Bingöl

Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Bingöl, pek çok medeniyete sahne olmuştur. Urartular, Hititler, Hurriler, Romalılar, Safeviler, Osmanlılar, Bingöl ve çevresinde yaşamıştır. Urartu Yolu, Kral Kızı Kalesi, Sentarius Kalesi, Kiğı Camisi… Şehrin zengin tarihi geçmişi bu yapılarda gözler önüne serilir.

Bingöl, şelaleleri, mağaraları, kaplıcaları ve kayak merkezi ile insanları kendine çeker. Kös Kaplıcaları ve şehir merkezindeki kayak tesisi, kış boyunca ilgi görür. Eşsiz bir doğaya sahip olan bu kent, Yüzen Ada adı verilen bir tabiat harikasını barındırır. Solhan ilçesinden ulaşılan Yüzen Ada, krater gölü üzerinde yer alan üç adacıktan oluşur.

Gölün üzerinde usulca salınan adacıklar, eşine az rastlanan muazzam bir manzara yaratır. Doğal bir oluşum olan Yüzen Ada, pek çok insanın görmek isteyeceği bir güzelliktir. Kentte, oksijene doymuş birçok bitkinin özünden yapılmış lezzetli ve hoş kokulu Bingöl balı meşhurdur. Kentin merkezi yerlerinde gömme, yoğurtlu köfte, ayran çorbası, mastuva gibi tahıl ve et ağırlıklı yöresel yemeklerden tatmak mümkündür
Bu şehrin sayfasina git >

Bitlis

Bitlis, Doğu Anadolu Bölgesi’nde, Van Gölü’nün batısında kurulmuştur. Dağlık bir alanda konumlanmıştır. Ahlat Kümbetleri, Bitlis Kalesi, Selçuklu Mezarlığı, İhlasiye Medresesi, Şerefiye Camii ve Külliyesi, şehrin geçmişini gözler önüne seren, görülmesi gereken yapılardır.

Bitlis, Adıyaman’ın ünlü Nemrut Dağı ile aynı adı taşıyan dağın, Nemrut'un çevresine yayılmıştır. Tatvan ilçesinden ulaşım sağlanan ve volkanik bir oluşum olan bu dağ, krater gölü ile beraber muazzam bir manzarada başroldedir. Tatvan, Van Gölü’nün çevresinde ve Nemrut’un doğu yamacında, doğal bir liman gibi görünür. Dağın Tatvan’ dönük eteğinde Nemrut Dağı Kayak Tesisleri bulunur. Burada kış turizmi ilgi çekicidir. Her şubat ayında Bitlis Nemrut Kar Festivali dahi düzenlenir.

Bitlis’in en meşhur lezzeti, büryan kebabıdır. Oğlak eti ile pişirilen bu yemek, yaz aylarında yenir. Yöreye özgü, küp peyniri, kurutulmuş balık, bal ve Adilcevaz cevizi, mutlaka tadılmalıdır. Kentten ayrılmadan evvel, kök boya ile renklendirilmiş el dokuması kilimler alınabilir. 

Bu şehrin sayfasina git >

Bolu

Karadeniz’in yemyeşil doğası, temiz havası ve ormanları ile sarmalanmış olan Bolu, her daim ilgi gören bir yerleşim yeri olmuştur. Geniş ovalarında ve tazelik saçan yaylalarında pek çok uygarlığı ağırlamıştır bu kent. Günümüze kadar ulaşan kaleleri, camileri, han ve hamamları, türbe ve kiliseleri, tarihi evleri ile gezilecek pek çok yere sahiptir.

Bolu denince birçok kişinin aklına muazzam doğası olan bir şehir gelir. Abant Gölü, Yedigöller, Sünnet Gölü, Aladağ Göleti, Sülük Gölü, büyüleyici manzaraya sahip mesireliklerdir. Yedigöller Milli Parkı, özellikle sonbaharda dökülen yapraklarla süslenen nefes kesici yerlerden biridir. Abant Gölü, yaz - kış sayısız insanı ağırlayan bir tabiat parkıdır. Göynük ve Mudurnu’da Bolu’nun doğasına uyum sağlamak istermiş gibi hala ayakta duran geleneksel, ahşap detaylı evler yer alır. Kartalkaya’da kayak, şehrin birçok yerinde doğa yürüyüşleri, Yedigöller mevkiinde kamp, Abant’ta yamaç paraşütü etkinlikleri yapılabilir.

Bolu’nun çam balı ve fındığı, peynir, tereyağı, kaymak gibi süt ürünleri oldukça lezzetlidir. Kızılcık tarhanası, patates çorbası, Mengen kuzu güveci, saray helvası, yöresel tatlardan bazılarıdır. Eli lezzetli Mengen aşçıları, Bolu’nun yöresel yemekleri kadar meşhurdur. Mengen’e uğrayıp yöresel tatları bir de orada deneyebilirsiniz.

Bu şehrin sayfasina git >

Burdur

Akdeniz Bölgesi’nin iç kısmında yer alan Burdur, doğası ve tarihi ile etkileyici şehirlerden biridir. Göller Yöresi adı verilen bölgede yer alır. Türkiye’nin Maldivleri olarak adlandırılan Salda Gölü, kent merkezinde konumlanmış olan Burdur Gölü, su kuşlarının yuvası olan Karataş Gölü, kentin doğal güzellikleri ile büyüleyen köşelerindir.

Tarih öncesi çağlara dek uzanan geçmişi ile Burdur, birçok medeniyetin yaşamına tanıklık etmiştir. Höyükleri, hanları, hamamları, camileri, antik kentleri ile hem kültür hem de doğa turizmine elverişli bir şehirdir.

Burdur’da ceviz ezmesi, şiş kebap, gazel böreği, testi kebabı, peynirli pide meşhurdur. Ünlü Burdur halıları, kentin merkezi noktalarında bulunabilir.

Bu şehrin sayfasina git >

Bursa

Bilinen tarihi 7 bin yıl öncesine dayanan, bir dönem Osmanlılara başkentlik eden, Mustafa Kemal Atatürk’ün en fazla ziyaret ettiği illerden, Türkiye’nin dördüncü büyük kenti Bursa… Tarihi camiileri, medreseleri, hamamları, türbeleri, külliyeleri ve kiliseleri ile Bursa adeta bir açıkhava müzesini andırır.

Modern şehir hayatı içerisinde yer alan tarihi, kültürel ve doğal dokusu ile Türkiye’nin en özel şehirlerinden biridir. Her mevsimde dinamik kalmayı başaran Bursa, Oylat’tan Gölyazı’ya, İznik Gölü’nden Uluabat Gölü’ne, Mudanya’dan Gemlik’e, İnegöl’den Orhangazi’ye turizmi hep canlı tutar. Bursa Hayvanat Bahçesi, en sık ziyaretçi alan yerlerden biridir. Kuş Cenneti gözlemciler ve profesyonel fotoğrafçıların ilgi odağı olurken, Türkiye’nin en büyük kış ve doğa sporları merkezi olan Uludağ kayakseverlere keyifli bir kış sezonu yaşatır.

Dünyaca ünlü havlularıyla tanınan Bursa’yı ziyarete gelen birçok insan dönmeden önce, ünlü havlulardan edinir. Bursa’nın lezzeti ülke çapında nam salan İskender kebabı, İnegöl köftesi, kayhan pideli köftesi, kestaneli tatlıları ve Kemalpaşa tatlısını yemeden şehirden ayrılmamak en doğrusu!

Bu şehrin sayfasina git >

Çanakkale

Sahip olduğu tarihi, turistik ve kültürel zenginliklerle yerli ve yabancı turistlerin daima gözdesi olmuştur Çanakkale.

Çanakkale Savaşları'nın gerçekleştiği Gelibolu Yarımadası, Tarihi Alan Başkanlığı sınırları içinde bulunan Türk anıt ve şehitlikleri ile yabancı anıt ve mezarlıkları, özellikle 18 Mart ve 25 Nisan tarihleri arasında yoğun olarak yerli ve yabancı turist akınına uğrar. Troya, Alexandreia Troas, Assos antik kentleri de Çanakkale'nin geçmişine götürür ziyaretçilerini.

Uygarlık tarihinin en eski el sanatlarından olan seramik ve halıcılık, Çanakkale folklorunu günümüze taşımış. Çanakkale adının, burada yapılan çanak-çömlekten geldiği kabul edilir. Eski adı Kale-i Sultaniye olan Çanakkale'nin 17. yüzyıl sonlarında ipek, yelken bezi ve çanak-çömlek imalatıyla ün yaptığı belirtilir.

Bu şehrin sayfasina git >

Çankırı

Doğanın ve tarihin cömert davrandığı bir şehirdir Çankırı. Antik Çağ’da Paflagonya olarak anılan bölgede kurulan Çankırı’nın Gangra olan ismi çağlar boyunca korunmuş, Osmanlı döneminde Kangırı veya Kângarı olmuş, zaman içinde dönüşerek Çankırı halini almıştır. Roma ve Bizans, Selçuklu, Osmanlı dönemlerinden ayakta kalmış eserleri, yazın doğa turizmi, kışın kayak turizmine hizmet veren yüce Ilgaz Dağı Milli Parkı, yaylaları, şifalı suları, peri bacaları, yeraltı şehri, derinliği kilometrelere varan görkemli Tuz Mağarası, yüzyıllar ötesinden bir soluk taşıyan türbeleri, tüm canlılığı ile yaşatılan yaren kültürü ile Çankırı, bir görenin bir daha görmek isteyeceği bir şehirdir.

Çankırı’ya gelenlerin ünlü bamya aşını, Kızılırmak kavununu, Eldivan kirazını, kızılcık ekşisini, küpecik peynirini, yaren güvecini tatmadan ayrılması düşünülemez.

Bu şehrin sayfasina git >

Çorum

Orta Karadeniz’in iç kesimlerinde konumlanmış olan Çorum, köklü bir tarihe sahiptir. Yontma Taş Devri’nden itibaren yerleşim yeri olan bu kent, başta Hititler olmak üzere pek çok medeniyete tanıklık etmiştir. Hititlerin başkenti olan Hattuşaş, il sınırları içinde bulunur. Alacahöyük ve Şapinuva Antik Kenti, şehir ile özdeşleşmiş tarihi değerlerdendir. Çorum, kaleleri, antik kentleri, höyükleri, kaya mezarları, külliye ve camileri ile kültürel ve tarihi açıdan oldukça değerli bir şehirdir.

İç Anadolu ve Karadeniz Bölgesi arasında bir geçit olan Çorum, Karadeniz’e bakan topraklarında yaylalara sahiptir. Çorum’un, tabiat parkları ve şelaleleri ile zengin bir doğası vardır.

Çorum’un en meşhur lezzeti leblebidir. Tatlı, baharatlı, tuzlu çeşitleriyle farklı lezzetteki leblebiler, şehrin merkezi yerlerinde bulunabilir.

Bu şehrin sayfasina git >

Denizli

Denizli, Ege Bölgesi’nin iç kısmında yer alır. Tarih boyunca birçok uygarlığa sığınak olmuştur. Antik kentler diyarı olarak bilinir. Tripolis, Hierapolis ve Laodikya antik kentleri, Frig, Lidya, Roma gibi medeniyetler tarafından kullanılmış olup şehrin önemli tarihi mirasları arasında yer alır.

Şehir, şelaleleri, kanyonları, gölleri, yaylaları ile nefes kesici bir güzelliğe sahiptir. Özellikle Pamukkale Travertenleri, görenleri hayran bırakır. Narin ve nadide bir güzellik olan Pamukkale Travertenleri, doğanın bir mirası olarak koruma altına alınmıştır. Bölgedeki şifalı sular, ilin termal turizm alanında da ilgi görmesini sağlamıştır.

Tekstilin nabzını tutan Denizli’de özel kumaşlarla dokunmuş pek çok giysi ve havlu satılır. Cam üretim tesisine sahip olan şehirde özgün cam eserler bulmak da mümkündür. Denizli’nin güzel ötüşlü horozu kentin simgesidir. Antik Çağ’dan kalma eşyalarda dahi horoz figürleri gözlenir.

Baharat, çikolata gibi değişik tatlarla bulanmış leblebileriyle ve dillere destan kebabıyla Denizli, her damak zevkine uygun yöresel lezzetlere sahiptir.

Bu şehrin sayfasina git >

Diyarbakır

Asur, Urartu, Med, Pers medeniyeti gibi farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan Diyarbakır, Güney Doğu Anadolu bölgesinin kadim şehirlerinden. İlk çağlardan itibaren büyük uygarlıkların ticari ve ekonomik faaliyetlerinin yoğunlaştığı bir kent olan Diyarbakır, tarihsel yapılarının çoğunu günümüze dek korumayı başarmıştır.

UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan Diyarbakır Kalesi, kent merkezindeki İç Kale, tarihi camiilerinin en büyüğü olan Ulu Camii, tarihi Hasan Paşa Hanı ve nicesiyle geçmişin izlerini taşır.

Dicle nehrine sırtını dayayan Diyarbakır, meşhur yemekleriyle de bilinir. Diyarbakır’a yolu düşeceklere geleneksel tatlardan cartlak kebabı, kavurma, Diyarbakır pastırması, zingil, babakanuç, kenger borani, duvaklı pilav, keşkek, meyankökü şerbeti, kaburga, ekşili dolma, lepik, meftune, habeniski keşfetmeleri önerilir.

Bu şehrin sayfasina git >

Edirne

Kurucusu, büyük Roma İmparatoru Hadrian’ın (Adrian) izini isminde taşır, Edirne. Osmanlı İmparatorluğu’nun ikinci başkenti, Serhad Kenti’dir. Barındırdığı sayısız Osmanlı-İslam eseriyle devasa bir açıkhava müzesidir. Bulgaristan ve Yunanistan ile arasındaki beş sınır kapısı ile Türkiye’den Avrupa’ya geçiş noktasıdır. Meriç, Tunca, Arda, Ergene’nin aktığı topraklardır.

Büyük usta Mimar Sinan’ın “ustalık eserim” dediği; mimari şaheseri Selimiye Camii, Edirne semalarında yükselir. Her adımda bir başka eser hayranlıkla izlenir. Osmanlı İmparatorluğu’nun yükseliş yıllarına şahit olan bu kent Balkan Savaşı acılarını da, Lozan Antlaşması ile Türkiye’nin doğuşunu da görmüştür. İzlerini anıt ve müzelerde sürmek mümkündür.  

1357’den bu yana yapılan tarihi Kırkpınar Güreşleri, yalnız Edirne’nin ve Türkiye’nin kültür mirası olmakla kalmaz, UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültür Mirası listesinde yer alır.

Zengin Edirne mutfağının baş yapıtlarından biri ciğer tavadır. Meşhur beyaz peyniri, deva-i misk şekeri, badem ezmesi, Edirne lezzetleri arasında ayrı bir yer tutar.

Bu şehrin sayfasina git >

Elazığ

MÖ 2000’lere uzanan tarihinde Elazığ, Hurri, Asur, Urartu, Anadolu Selçuklu gibi uygarlıklara ev sahipliği yapmış bir kenttir. Harput Kalesi, Sarahatun Camii, Ulu Camii, Alacalı Camii, Kurşunlu Camii, Fethi Ahmet Baba Türbesi, Mansur Baba Türbesi ve Meryem Ana Kilisesi kentte bulunan, gezginlerin ilgisini çeken tarihi yapılardan birkaçıdır.

Tarihi dokusunun yanı sıra doğal güzellikleriyle öne çıkan bir kent Elazığ. Şehir sınırlarının önemli bir kısmını oluşturan Keban ve Karakaya baraj gölleri, Elazığ topraklarını adeta Doğu Anadolu bölgesinde bir yarımadaya çevirmiş. Masmavi suyu ile büyüleyen Hazar Gölü, çevresinde yer alan dinlenme tesisleri, restoranlar ve plajları ile keyifli zaman geçirme fırsatı sunar. Gölün içerisinde yer alan Batık Kent, Kilise Adası ve Adatepe ise arkeolojik sit alanı ilan edilmiştir. Kar düştüğünde ise Hazar Baba Dağı’nda kış sporu sevenler kayak yapma şansı bulur.

Elazığ’a gidecekseniz yöresel lezzetlerini tatmanız önerilir. Kent mutfağında öne çıkan tatlardan bazıları; kurutlu çorba, lobik çorbası, kelecoş, güveç, kaburga, mumbar, Harput köfte, pirpirim boranı, sırın, taş ekmeği, heside ve pestil gibi kuru tatlılar.  

Bu şehrin sayfasina git >

Erzincan

Tunç Çağı’ndan bu yana yerleşim yeri olarak kullanılan ve tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan Erzincan, Doğu Anadolu’nun köklü kentlerinden biri. Yukarı Fırat havzasında yer alan kent, doğal güzellikleri ile dikkat çeker.

Girvelik Şelalesi, Otlukbeli Gölü, Karanlık Kanyon, Aygır Gölü, Ardıç Gölü, Refahiye Dumanlı Yayları ve nicesiyle konuklarını renkli coğrafyasında ağırlar. Terzi Baba Türbesi, Mama Hatun Türbesi ve Kervansarayı, Melik Gazi Türbesi ise kentin dikkat çeken tarihi yapıları arasında yer alır.

Tarihi ve doğasıyla gezginlerin rotası olan Erzincan, kış aylarında sınırlarında yer alan Ergan Dağı ile kayakseverlerin ilgisini çeker. Ergan Dağı Kayak Merkezi'nde, kayak, snowboard, trekking, kar motosikleti gibi pek çok aktivite gerçekleştirmek mümkündür.

Bakır el sanatları ile ünlü olan Erzincan’ın kesme çorbası, ketesi, sırını, gasefesi, tava leblebisi ile tulum peynirini tatmadan şehirden dönmemeniz önerilir.

Bu şehrin sayfasina git >

Erzurum

MÖ 4900 yıllarına kadar uzandığı tahmin edilen tarihi ile Erzurum, Anadolu’unun en eski yerleşim yerleri arasına adını yazdırır. Hurriler, Urartular, İskitler, Medler, Persler, Sasaniler ve nice büyük medeniyetin egemenliğinde kalan yerleşim yeri, bugün Doğu Anadolu’nun en önemli şehirlerindendir. Erzurum, Konya ile birlikte Türkiye’nin komşu ili en fazla olan iki kentinden biri olarak bilinir.

Kümbetleri, kaleleri, camiileri, medreseleri ve kiliseleri ile bir yandan tarihe ışık tutarken, diğer yandan kış ve doğa sporlarının merkezi olarak sayfalarda yerini alır. Palandöken Kayak Merkezi, kusursuz pistleri ile kayakseverler için keyifli bir rota olurken; Çoruh nehri rafting, Kaçkarlar ise dağcılık meraklılarının gözdesidir.

Yöresel mutfağı ile zengin yemekler sunan Erzurum’da cağ kebabı, ayran aşı çorbası, kesme aşı çorbası, Erzurum usulü Tatar böreği, çiriş pancarı, çortutu pancarı, şalgam çırtması, kadayıf dolması, poğaç, hasıta tadılması önerilen lezzetlerdir.

Bu şehrin sayfasina git >

Eskişehir

MÖ 1000’lerde Frigyalılar’ın temellerini attığı; Yunus Emre’den Nasreddin Hoca’ya Türkiye’nin tarihi değerlerinin yetiştiği, doğal ve kültürel zenginlikleriyle kendinden söz ettiren, dünyanın en iyi üniversiteleri arasına adını yazdıran Anadolu Üniversitesi’ne ev sahipliği yapan kent Eskişehir…

İç Anadolu Bölgesi’ne gelip, ilk kez Eskişehir’e yolu düşenler için şehri keşfetmek bir serüvene dönüşür. Her yıl yüz binlerce turistin ziyaret ettiği kent onlarca müzesi, tarihi camileri, doğa harikası Porsuk çayı, ülke çapında ünlenen Sazova Parkı ve içerisinde yer alan Masal Şatosu, Türkiye’deki en önemli yapıların minyatürlerinin bulunduğu Şaheserler Parkı ve Türkiye’deki en büyük Japon bahçesi olan Japon Parkı ile kendine hayran bırakır.

Tarihi ve kültürel güzelliklerinin yanı sıra el sanatları ve yemekleri ile de ünlüdür kent. Zaman içerisinde Yörük, Türkmen, Kafkas, Balkan, Kırım göçmenleriyle büyüyen ve çok kültürlülüğün zenginliğini yaşayan kentte, el sanatları ve yemekler çeşitlilik gösterir. Lületaşı işlemeciliği, kalaycılık, cebe kuyum, heybe dokuma, halı ve kilim dokuma, yorgancılık, peşkir dokumacılığı, saraçlık el sanatlarında en bilinenler arasındayken; yöresel yemeklerde cevizli ekmek, bükme, haşhaşlı, dızmana, kıvırma böreği, kökrek dolma, ciğer sarması, kelem sarma, ağzı açık, düğü köfte çorbası, göceli tarhana çorbası, gözleme başı çeker.

Bu şehrin sayfasina git >

Gaziantep

Anadolu’da ilk yerleşim yerlerinden birisi olan Gaziantep’in tarihi Kalkolitik döneme uzanır. Akdeniz ile Mezopotamya arasında, İpek Yolu’nun önemli duraklarından biri olan şehir, tarihin her döneminde canlılığını korumuştur.

Tarihi yapıların bir kısmının günümüzde halen ayakta durduğu şehrin en görkemli alanı, dünyaca tanınmasını sağlayan Zeugma Antik Kenti. Büyük İskender tarafından kurulan ve tarihte onbinlerce kişinin yaşadığı tahmin edilen Zeugma Antik Kenti, günümüze kadar canlı kalan mozaikleriyle Gaziantep’in başta gelen kültürel mirası... Kazılardan çıkarılan mozaikler, dünyanın en büyük mozaik müzelerinden olan Zeugma Mozaik Müzesi’nde sergilenmekte.

Kente seyahat edenlerin yüksek bir tepede konumlanan Gaziantep Kalesi’ne çıkmaları da önerilir. Gaziantep’e yolu düşenlerin mutlaka görmesi önerilen noktalardan bir diğeri ise Türkiye’nin en geniş alana kurulu hayvanat bahçesi olan Gaziantep Hayvanat Bahçesi. Nadir canlı türlerini görmeyi arzulayanlar hayvanat bahçesini ziyaret edebilir. Bedesteni, hamamları, anıt mezarları, camiileri, müzeleri ve nice güzelliği ile Gaziantep meraklılarını bekliyor.

Mucizevi tatlarıyla dünyanın en lezzetli kentleri arasında yerini alan Gaziantep’e gelmişken beyran çorbası, cağırtlak kebabı, Ali Nazik kebabı, havuç dilimi baklava, dolama, antepfıstıklı kadayıf, katmer, şöbiyeti yemeden; zahter çayı ile menengiç kahvesini tatmadan; meşhur baharatlar, salça ve antepfıstığı almadan dönmeyin.

Bu şehrin sayfasina git >

Giresun

Doğal plajları, ormanları, yayları ile yeşil ve maviyi buluşturan büyüleyici Karadeniz kentlerinden biri olan Giresun, sınırları içinde yer alan tarihi eserleriyle bir açıkhava müzesi görünümünde.

Doğu Karadeniz’in tek adası Giresun Adası, Pontus kralı tarafından yaptırılan tarihi Giresun Kalesi, kaya oyuğu içine yapılan ünlü Meryem Ana Manastırı, korunma amaçlı inşa edilen Tirebolu ile Şebinkarahisar kaleleri, tarihi camiileri ve müzeleri ile kent, seyahatseverlere pek çok gezi durağı sunar.

Yüksek kesimlere yol aldıkça yeşilin dozu artar, geleneksel mimarinin korunduğu evlerin de bulunduğu yemyeşil Giresun yayları ziyaretçileri etkisi altına alır. Gölyanı, Çakrak, Sisdağı, Kulakkaya, Kümbet, Bektaş, Berdiye, Paşakonağı ve Karagöl yayları, doğaseverler için birçok aktiviteye fırsat tanırken, yaz aylarında ev sahipliği yaptıkları festivaller de renkli görüntülere sahne olur.

Giresun’a yolu düşenlerin “ne yiyeceğim” sorusu aklına geldiğinde, ilk tercihi balıktan yana olmalı. Yöre mutfağında hamsiden mezgite, kefalden barbuna kadar pek çok deniz ürünü tüketiliyor. Mutfak kültürü gelişmiş olan Giresun’un reçelleri, içecekleri ve yemekleri oldukça meşhur. Kenti ziyaret edeceklere; Giresun çayı, kestane, beyaz peynir, deri tulumu, küp peyniri, çökelek, karalahana çorbası, karalahana diblesi, karalahana döşemesi, karalahana turşusu, samaksa tatlısı, dağ çileği, mantar, sarı kantaron çiçeği, kekik, ıhlamur, taflan pekmezi, üzüm pekmezi, armut pekmezi, incir reçeli, elma reçeli ve kiraz reçeli tatmaları önerilir.

Bu şehrin sayfasina git >

Gümüşhane

Doğu Karadeniz’in iç kesiminde yer alan ve konumu itibariyle, tarihi boyunca pek çok medeniyete yerleşim yeri olan Gümüşhane, asırlar boyunca edindiği tarihsel zenginliği tarihi yapılarında yaşatıyor. Karadeniz ve doğu illeri arasındaki konumu dolayısıyla kent, bir köprü niteliği taşıyor. 

Yemyeşil yüzlerce yaylası ile nam salan güzel şehir; Santa Harabeleri, İmera Manastırı, Çakırkaya Taş Kilisesi, Satala Antik Kenti, Tomara Şelalesi, Taşköprü Yaylası, Zigana Dağı Kayak Evi, Limni Gölü Tabiat Parkı, Gümüşhane evleri, anıt ağaçları, kiliseleri, surları ve camiileri ile de görülmeye değer.

Gümüşhane’ye gelenlere kuşburnu, pestil, köme, dut pekmezi, kaşar, ceviz içi çerezler, ipek ve yün halılar, ağaç ürünler, kilim, yün çoraplar önerilir.

Bu şehrin sayfasina git >

Hakkari

Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan Hakkari, Türkiye’nin güneydoğudaki en uç noktasıdır. Güneyde Irak’a, doğuda İran’a komşu olması nedeniyle stratejik bir öneme sahiptir. Dağlık, engebeli bir alana kurulmuş olan kadim şehir, geçmişte pek çok medeniyetin elinde tutmakta zorlandığı bir yerleşim yeri olmuştur. Urartuların, Hititlerin, Hurrilerin, Perslerin ve pek çok uygarlığın yaşam sürdüğü gözde yerlerden biri olarak bilinir. Bu medeniyetler, şehrin çeşitli yerlerinde inşa ettikleri kalelerle yaşam alanlarını koruma altına almıştır. Farklı dinlere mensup toplulukların yıllarca bir arada yaşadığı Hakkari’de, camiler, kiliseler, manastırlar iç içedir.

Doğa sporları ve yayla turizmine müsaittir, Hakkari. Zap Suyu rafting, Zap Vadisi trekking, Sümbül Dağı tırmanma gibi doğa sporları için uygundur.

Hakkari’nin yüksek yaylalarında üretilen leziz Hakkari balı, hoş kokusuyla iştah açar. Hayvancılığın yaygın olduğu topraklarda etli yemekler ve çorbalar meşhurdur. Hakkari, kuru baklagil ekimi için geniş arazilere sahiptir. Pek çok yemek, buğday, nohut, arpa, mercimek gibi besinlerle süslenir.

Bu şehrin sayfasina git >

Hatay

Hatay, Akdeniz Bölgesi’nde, Asi Irmağı’nın suladığı verimli topraklarda kurulmuştur. Kıyı şeridine sahip olan bu kent, güneyde ve doğuda Suriye ile komşudur. Arkeolojik kazılar, Hatay’ın eski bir yerleşim yeri olduğunu göstermiştir. Kazılar neticesinde elde edilen objeler, Hatay Arkeoloji Müzesi’nde sergilenir. Mezopotamya kültürü ile yoğrulan şehrin eski ismi, Antiochia’dır. Günümüzde Hatay, şehir merkezindeki Antakya ilçesinin adıyla da anılır. Farklı inançlara mensup toplumlara yerleşim yeri olan bu şehirde, bir tarafta camiler, bir tarafta kiliseler ve manastırlar vardır. Samandağ’daki Titus Tüneli ve Beşikli Mağara, sel, taşkın gibi doğal afetlerden kaçınmak amacıyla,  kusursuz mühendislik hesaplamaları neticesinde Romalılar döneminde yaptırılmış, muazzam yapıtlardır.

Hatay, Akdeniz’in tuzlu suyuyla buluşma imkanı veren bir kıyı kentidir. İskenderun, Samandağ, Yayladağı ilçelerinde plajları bulunur. İskenderun’da yamaç paraşütü etkinlikleri de düzenlenir. Defne ilçesindeki Harbiye beldesi, şelalesi, yemyeşil doğası ile destansı bir güzelliğe sahiptir. İlçede defne ağaçları ve defne sabunu ünlüdür.

Kuzey yarımküredeki ırmakların aksine güneyden kuzeye doğru akan Asi Nehri, bahar ve kış aylarında zaman zaman taşkına sebep olsa da Hatay’ın her köşesine bolluk taşır. İlçede zeytinlikler ve meyve bahçeleri vardır. Nar ekşisi, kırmızıbiberi ve salçası, zeytini ve zeytinyağı, Hatay’ın doğal lezzetlerindendir. Unesco’nun Gastronomi Şehri olarak belirlediği bu kentte, künefe, oruk, İskenderun döneri, fellah köftesi, muhammara, biberli ekmek tadılması gereken eşsiz lezzetlerden bazılarıdır.  

Bu şehrin sayfasina git >

Isparta

Gül bahçeleri, lavanta tarlaları, çiçek açmış ağaçları ile elma bahçeleri ... Ne güzel kokar Isparta! Doğa öylesine cömert davranmıştır ki Isparta’ya, dört bir yanı saran güzellikleri, ilmek ilmek nakış olur Isparta halısına; evlerimizi de aynı ışığa, aynı renge boyar.

Antik Çağ’daki adıyla Pisidia, Göller Bölgesi’nde yer alan Isparta Şehri; keşfetmeyi, görmeyi isteyenler için bir hazinedir.

Ne mi yapılır Isparta’da? Birbirinden güzel manzaralı göllerde, doğanın binbir rengini yansıtan suları seyrederek kafa dinlemekten deniz-tatil keyfine, su sporlarına, göl kıyısında güzel yürüyüşlere, bisiklet turlarına, türlü aktivite yapılır. Sayısız tarihi eser, antik kentler, Selçuklu ve Osmanlı’dan kalma Türk-İslam eserleri, müzeler gezilerek tarihte bir yolculuğa çıkılır. Aksu Zindan Mağarası, Yazılı Kanyon gibi doğa harikası yerlerde mağaracılık yapılır, trekking yapılır. Nadir ağaçları, fauna ve florası ile milli parklar, tabiat parkları gezilir. Davraz’da kayak yapılır.

Isparta’ya gelenler bilir; yalnız bu şehre değil Türkiye’nin yakın tarihine damgasını vurmuş bir isim vardır. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’dir, O. İslamköy’de doğmuş, son istirahatine burada çekilmiştir. İslamköy Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi, sadece Isparta’nın değil; tüm Türkiye’nin yakın tarihinin izini sürmek isteyenler içindir.

Bu şehrin sayfasina git >

Mersin

Neolitik Çağ’a dek uzanan tarihinde Mersin’in topraklarında, Hitit, Asur, Pers, Makedonya uygarlıkları yer bulmuştur. Kent, bugün doğal, tarihi ve kültürel zenginllikleri ile Türkiye’nin öne çıkan illeri arasında yer alır.

Müzeleri, camileri, kaleleri, örenyerleri, mağaraları, türbelerini gezen seyahatseverlere tarihin akışını adeta yeniden yaşatır, Mersin. Kapızlı, Akkum, Kızkalesi, Ören, Anamur, Kumkuyu ve Boğsak sahilleri yaz aylarını Mersin’de yaşamanın ayrıcalığını sunarken; Karboğazı kış turizmi rotalarından biri olarak ziyaretçilerini ağırlar.

Akdeniz’den Toroslar’a uzanan yerleşimi nedeniyle Mersin’de yeme alışkanlıkları çeşitlilik gösterir. En fazla bilinen yöre yemeği Tantuni’dir. Bunun yanı sıra; haşlanmış içli köfte, arabaşı, kavurma, kaburga dolması, çamlıyayla et tavası, kuşbaşılı pide, keşkek pilavı, tereyağında piliç kızartma, cezerye, künefe, Mersin usulü Tarsusi kahve, Silifke yoğurdu ünlü tatlar arasındadır. Deniz ürünlerinde ise jumbo karides, kalamar, ahtapot, çipura, lagos, subye ve akya tadılmaya değer lezzetlerden. Mersin’e gidenlere yer fıstığı ve muz almadan dönmemeleri önerilir.

Bu şehrin sayfasina git >

İstanbul

İstanbul... Sayfalara, ciltlere sığmayan ama Şehir Hatları vapurunda içilen bir bardak çayda kendini anlatan...

Bir şehir midir, yoksa tarihin bir arenası mı? Bir efsane midir, yoksa bir masal mı? Kesin olan şu ki değişimin kentidir ve zıtlıkların uyumudur.

Avrupa’dır İstanbul ve Asya’dır. Kuzeyde Karadeniz, güneyde Marmara ve ikisinin arasında doyulmaz güzelliği ile Boğaz’dır. Dünyanın en eski şehirlerinden biri ve her gün biraz daha büyüyen modern metropoldür. Günün her saati, her biri farklı bir yöne koşuşturan insan kalabalığıdır ve o kalabalığı biraz hüzünle ama gururla ve sabit durmanın keyfiyle seyreden; kiliseden, camiye, çeşmeden hamama, saraylardan ahşap konaklara, kiminin yaşı binleri aşan büyüklü küçüklü sayısız eserdir.

İmparatorların şehridir; Roma’dır, Bizans’tır, Osmanlı İmparatorluğu’dur ve Türkiye’nin ta kendisidir.

Topkapı Sarayı, Ayasofya, Sultanahmet, Çemberlitaş, Yerebatan Sarnıcı, Galata Kulesi, Süleymaniye, Kız Kulesi, Kapalıçarşı’dır. Dolmabahçe Sarayı’dır; Beyoğlu, Hisar, Adalar, Moda’dır.

Yeşilin ve mavinin en güzeli ondadır; eğlence, alışveriş, kültür, sanat, hareket, hayat onun sokaklarında saklıdır.

Gündüzü ayrı alem, gecesi ayrı alemdir.

Boğaz’da erguvan, Emirgan’da laledir; güzeldir İstanbul!

Bu şehrin sayfasina git >

İzmir

Antik Çağ’dan günümüze pek çok güçlü hükümdar, pek çok uygarlık Ege’nin incisi bu güzel şehre sahip olmayı düşlemiştir. Büyük Ozan Homeros’un, Frig Kralı Tantalos’un, Efsanevi hükümdar Büyük İskender’in, Aslan Yürekli Rişar’ın, Mustafa Kemal Atatürk’ün ayak izlerini taşır. Sayısız antik medeniyete ev sahipliği yapan şehrin, Büyük İskender’in gördüğü bir rüya üzerine Kadifekale’de inşasına başlandığı söylenir.

Antik Çağ’ın Smyrna’sı, bugünün İzmir’i, binlerce yıllık zengin tarihi ile modern kent yaşamını çok az kente nasip olacak bir uyumla bir araya getirir. Efes ve Bergama gibi dünyaca ünlü antik kentleri, İzmir kültür mirasının sadece bir kısmını oluşturur.

Uluslararası deniz ulaşımına açık limanı, tarihi ve modern çarşıları, enternasyonel fuarı, sabah gidip akşam dönülecek kadar yakın ünlü onlarca tatil beldesi bulunur. Pek çok kültüre, inanca ev sahipliği yaptığının kanıtı, kiliseden camiye, sinagoga ibadethaneleri; müze ve örenyerleri, kaplıcaları, kuş cennetleri, denizi, güneşi, kumsalı, doğası, canlı gece hayatı ve Ege’ye özgü lezzetleriyle İzmir, her türlü turizme kaynaklık edecek zenginliktedir.

Bir gelenin bir daha gelmek isteyeceği, her geldiğinde yapacak yeni bir şey, deneyecek yeni bir tad, gezecek yeni bir yer bulabileceği çiçek ve narenciye diyarı İzmir... İzmir ışıkları altında, yüzünüzde İmbat rüzgarı, kordonda güzel bir yürüyüşün; boyozun, kumrunun, lokmanın, İzmir üzümünün; dostların eşlik ettiği balık sofralarının hayaliyle adımlarınız sizi tekrar tekrar İzmir’e getirecek!

Bu şehrin sayfasina git >

Kars

Doğu Anadolu Bölgesi’nin kuzeyinde yer alan Kars, Türkiye’nin en yüksek kentlerinden biridir. Doğuda Ermenistan’a komşu olan bu şehir, Anadolu uygarlıklarının ve doğu kavimlerinin önemli bir yerleşim yeri olmuştur. Kars Kalesi, Zilvin Kalesi, Mıcıngert Kalesi ve diğer kaleler, Ani Antik Şehri, kiliseler, türbeler ve camiler… Kültür gezileri için Kars, yerinde bir tercihtir. Kafkas kültürü ile yoğrulmuş olan topraklarda, bölge tarihini gözler önüne seren birçok yapı ziyaret edilebilir.  

Doğu Ekspresi yolculuğunun son durağıdır Kars. Kuzeyindeki Çıldır Gölü, yılın tamamı karla kaplı olan şehrin etkileyici güzelliklerindendir. Buz tutan göl üzerinde balık avlanır, atla kızak turu yapılır. Kayak pistleri ve yılın büyük bir kısmında toprağı örten kar ile Kars, kış sporlarının icra edildiği bir turizm merkezidir. Yurtiçinden ve yurtdışından birçok kişi, çam ağalarıyla çevrelenmiş bu cenneti ziyarete gelir. Sarıkamış’ın sarıçam ormanları, bahar aylarında bir başkadır.

Kars’ın kaşarı, hoş kokulu balı, kaz yemekleri, Çıldır Gölü’nden çıkan sarıbalığı meşhurdur. Gravyer peynirinin üretildiği bu kentte, tereyağı da bir hayli lezzetlidir. Kars’ta halı ve kilim gibi folklorik değerleri yansıtan el dokuma ürünler bulunabilir.

Bu şehrin sayfasina git >

Kastamonu

Kastamonu, pek çok Karadeniz kenti gibi, doğası ile büyüleyici bir şehirdir. Yeşilliklerle bezeli toprakları, kıyı ilçelerde Karadeniz’in koyu mavisi ile bütünleşir. Cide, Doğanyurt, İnebolu, Bozkurt, Abana ve Çatalzeytin, kıyıda konumlanmış olup Kastamonu’da denize girmek isteyenleri uğrak yerlerindendir. 

Kentin iç kesimlerinde, koyu yeşilin baskın olduğu çam ormanları dikkat çeker. Temiz havası ve benzersiz doğası ile Kastamonu, batıda Küre Dağları, güneyde Ilgaz Dağları ile çevrelenmiştir. Milli park statüsündeki Ilgaz ve Küre Dağları, bitki örtüsü ve muazzam güzelliği ile şehrin en önemli doğal güzellikleridir.

Kuzey Anadolu’da yaşam sürmüş Pontuslar, Romalılar ve Bizanslılar, Kastamonu çevresini mesken tutmuştur. Özellikle kıyı kesimlerde liman kentleri kurmuş olan bu uygarlıklar, şehrin çeşitli yerlerinde iz bırakmıştır.

Birçok kültürün buluşma noktası olan bu şehir, zengin bir mutfağa sahiptir. Lokumu, çekme helvası, üzümü, kestanesi meşhur olan Kastamonu’da, banduma, kuyu kebabı, simit tiridi, ala pilavı ve etli ekmek tatmadan dönmek olmaz.

Bu şehrin sayfasina git >

Kayseri

Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biridir Kayseri. İpek Yolu üzerindeki bu bölge, her çağda ilgi görmüş ve pek çok Anadolu uygarlığının beşiği olmuştur.

Kent ve çevresi tarihi yapılar bakımından bir hayli zengindir. Kültepe'de gün yüzüne çıkan buluntular, hem Kayseri'nin hem de Anadolu'nun yerleşim ve uygarlık tarihini aydınlatması bakımından büyük önem taşır. Kayseri Kalesi'nin dış surları günümüzde yıkık durumdadır. Yakın dönemde onarılan iç kalede Sarraflar Çarşısı kurulmuştur. Tekgöz Köprüsü, Hunat Hatun Külliyesi ve Döner Kümbet, Kapuzbaşı Şelalesi ve büyüleyici güzelliği ile türkülere konu olan Gesi Bağları, kentte görülmesi gereken alanlardır.

Kayseri denince pek çok kişinin aklına mantı gelse de yöreye özgü birbirinden lezzetli birçok yemek vardır. Yağlama, Kayseri pastırması, sucuklu köfte, ayvalı tahinli yaprak sarması, Kayseri tiridi, borani, saray pilavı, Kayseri’ye gelmişken mutlaka tadılmalı… Ayrıca Kayseri’nin el dokuması kök boyalı kilim ve halıları da meşhurdur.

Bu şehrin sayfasina git >

Kırklareli

Kırklareli, eski adı ile Kırkkilise, kuzeyde Bulgaristan, doğuda Edirne, güneyde Tekirdağ ile komşudur. Kentin batısı, Karadeniz kıyılarında yaklaşık 60 km’lik bir sahil şeridinde yer alır. Şehrin pek çok bölgesine yayılmış Ayçiçek tarlaları, burayı ziyaret edenleri selamlar. Demirköy’de İğneada, Vize’de Kıyıköy plajlarında, yaz boyunca denize girilebilir, Kofçaz’daki Istranca Ormanlarında doğa yürüyüşü ve kamp yapılabilir.

Kentin neredeyse her köşesinde geçmişte yaşamış topluluklardan izler görülür. Antik kentler, surlar, türbeler, camiler, manastır, külliye ve kiliseler, tarihi köprü ve kaleler… Doğa turizmine elverişli olan şehirde, kültür gezileri de yapılabilir.

Kıyıköy ve İğneada’da taze balık ızgara ve balık çorbası, şehrin birçok noktasında koyun yoğurdu ve bıldırcın kağıt kebabı tadılabilir. Peynir çeşitleri ve özellikle kaşar peyniri, bir hayli lezzetlidir. Yaş üzümden yapılan ve bu topraklara özgü bir lezzet olan hardaliye, hoş kokulu ve tatlı bir içecek olarak her damak zevkine uygun bir sofra içeceğidir. Şehirden ayrılmadan evvel tahin helvası, kavala kurabiyesi ve pekmez alınabilir.

Bu şehrin sayfasina git >

Kırşehir

İç Anadolu Bölgesi’nde yer alan Kırşehir, Tunç Çağı’na dek uzanan tarihinde, Hitit, Frig, Pers, Roma, Bizans gibi pek çok medeniyetin yerleşim yeri oldu. Kızılırmak’ın getirdiği verim yerleşim yerini her zaman önemli kılmıştır.

Türk şairi Aşık Paşa, Cacabey medresesini inşa ettiren Cacabey, Anadolu ahiliğinin kurucusu Ahi Evranı Veli, Yunus Emre, Hacı Bektaşı Veli Kırşehir’in önemli şahsiyetleridir. Kırşehir, Milli Mücadele’de Mustafa Kemal Atatürk’ün konakladığı şehir olarak sayfalarda yerini alır. Sivas Kongresi’nden sonra şehrin Mucur ilçesini ziyaret eden Mustafa Kemal Atatürk’ün halk ile sohbeti sırasında “Bu küçük kasabada gördüğüm hürmeti ve çocuklardaki zekâyı hiçbir yerde görmedim” dediği ifade edilir.

Bugün kent, tarihi yapıları, doğal güzellikleri ve zengin termal kaynakları ile öne çıkar. Romatizmal ve kronik hastalıklara iyi geldiği düşünülen kaplıcaları, çevresinde mesire alanları bulunan barajları, tarihi kale, cami, türbe ve kiliseleri Kırşehir’e seyahat edenleri etkileyecek noktalar arasında. Bölgenin en gözde rotası ise Seyfe gölü Kuş Cenneti. Kırşehir’in tuzlu gölünde 187 kuş türü bulunuyor ve dünyanın en büyük flamingo topluluklarından birine yuva oluyor. 

Kırşehir’i ziyaret edecekseniz; oniks taşlı ürünleri, Kırşehir pekmezi, Kaman cevizini almadan ve et yahnisi, madımak, çömlekte kuru fasulye, topalak, tandırda çömlek paça, çullama, ayva dolması, sündürme yemeden dönmeyin.

Bu şehrin sayfasina git >

Kocaeli

Kocaeli’nin MÖ 12.yy’dan önceki tarihine yönelik net bir bilgi olmamakla birlikte, yapılan araştırmalar çerçevesinde yerleşim yerinde MÖ 8.yy’da Yunan kolonisi Astakoz’un olduğu düşünülmekte. Astakoz yerini, Bitinya Krallığı döneminde Nikomedia Kenti’ne bırakır. Roma döneminde önemli bir yere sahip olan bölge, tarihte farklı egemenliklerin hâkimiyetinde kalır. Günümüzde ise Kocaeli, Türkiye’nin en önemli kentleri arasında. Bir sanayi ve ticari şehir olarak önem taşıyan Kocaeli, yerli ve yabancı yatırımların çoğunlukta olduğu illerden.

Asya ve Avrupa arasında bir bağ olan Kocaeli, tarihi ile dikkat çekiyor. Konakları, camiileri, köprüleri, kaleleri, külliyeleri ve tarihi geçmişine yer veren müzeleri ile gezginleri kendine hayran bırakan kentin doğal güzellikleri de nefes kesiyor. Bayramoğlu dinlenme fırsatı verirken, Kocaeli plajları mutlu bir yaz yaşatıyor; Darıca Faruk Yalçın Hayvanlar Alemi pek çok hayvanla tanışma şansı sunarken, Derince Harikalar Sahili’ndeki masal kahramanları ile eğlence zirveye çıkıyor; Kartepe kış aylarında kayakseverleri ağırlarken, Maşukiye’de ise doğanın yeşil ve mavisi buluşarak gezginlere huzur veriyor…

Kent öne çıkan lezzetleri ile etkiliyor. Gidenler höşmerim, cizleme, pişmaniye ve kıvırmayı mutlaka tatmalı. Kocaeli’nin doğusunda yer alan Hereke’nin ünlü halıları da meraklılarını beklemekte.

Bu şehrin sayfasina git >

Konya

Toprak genişliği bakımından Türkiye’nin en büyük arazisine sahiptir Konya. Beyşehir, Akşehir ve Tuz göllerinin bir bölümünü sınırlarında barındıran Konya'nın tarım alanı Konya Ovası’dır. Büyük bir plato görünümünde olan kentin verimli toprakları, Türkiye’nin tahıl ihtiyacını karşılar.

Tarih serüvenine Hititlerle başlayan bu kent, Anadolu Selçuklularına ve Karamanoğullarına başkentlik yapmıştır. Sahip olduğu tarihi eserler ve kalıntılarla beraber Konya denince pek çok kişinin aklına Mevlana Celaleddin Rumi ve Şems-i Tebriz’i gelir.

Mevlana, her yıl Konya’da, Rabbine kavuştuğu tarih olarak bilinen vefat tarihi 17 Aralık’ta sona erecek şekilde; tören, etkinlik ve sema gösterileri içeren Şeb-i Arus (Düğün Gecesi) törenleriyle anılır.

Konya’nın en meşhur lezzetleri, etli etmek, peynirli pide ve fırın kebabıdır. Kentin pek çok noktasında bu tatları deneyebileceğiniz yerler bulunur.  

Bu şehrin sayfasina git >

Kütahya

Binlerce yıllık tarihinde Kütahya; Frigler, Hititler, Romalılar, Selçuklular ve Osmanlılar gibi Anadolu medeniyetlerinin ve bazı Türk beyliklerinin egemenliğini yaşamıştır. Antik Roma kenti, kaya mezarlar, şapeller, Germiyanoğullarından kalma tarihi konaklar… Görülecek çok şeye sahiptir Kütahya.

Milli Mücadele Dönemi’nde Kurtuluş Savaşı’nı sonlandıran Büyük Taarruz’a tanıklık etmiştir. Zafertepe’de vatan uğruna hayatını kaybedenlere ait şehit mezarları yer alır. 30 Ağustos 1922’de işgalden kurtulan topraklarda, Zafer Bayramı, coşkulu bir şekilde kutlanır.

Güneyde Murat Dağı’nın yamaçlarını kaplayan Kütahya, şifalı suları ile kış turizmine elverişlidir. Çam ormanları arasındaki yaylaları, baraj gölleri, doğayla baş başa kalma imkanı sunar. Altıntaş Ovası’nda kuş gözlemciliği, Gölcük Yaylası’nda ve ormanlık alanlarda, kamp ve karavan turizmi yapılabilir.

Porselen ve çini kenti olan Kütahya’da Çini Müzesi bulunur. Kentte porselenden yapılma birçok eşya satılır.

Kızılcık tarhanası, buraya özgü bir lezzettir. Kızılcıktan yapılmış pembe tarhana, özellikle kış mevsiminde, kahvaltıda tüketilir.

Bu şehrin sayfasina git >

Malatya

Fırat Nehri’ni doğusuna alan Malatya, Doğu Anadolu Bölgesi’nin verimli toprakları üzerinde kurulmuştur. Hititlerle beraber pek çok Anadolu medeniyeti kenti mesken tutmuştur. Fırat Nehri’nin kenarında stratejik bir konumda yer alması nedeniyle, bölge toprakları uğruna savaşlar verilmiştir.  İpek Yolu ve Kral Yolu gibi ticaret yollarının üzerinde konumlanması, burayı her dönem önemli kılmıştır.

Kayısıyla nam salmıştır Malatya. Zengin su kaynaklarıyla çevrili toprakları, Malatya kayısısına lezzet ve ün katmıştır. Bulgurlu köfteden yapılan banık, nohutla yapılmış kara çorba, kayısı tatlısı gibi yöresel yemekleri, şehrin pek çok noktasında tadabilirsiniz.

Bu şehrin sayfasina git >

Manisa

Ege Bölgesi’nin iç kesimlerine yer alan Manisa, Gediz Nehri ve Spil Dağı ile çevrelenmiştir. Tarihi Yontma Taş Devri’ne dek uzanan bu şehir, Anadolu’da yaşamış pek çok kadim medeniyeti ağırlamıştır. Lidyalıların başkenti Sardes, Manisa sınırları içinde yer alır. Osmanlı Dönemi’nde, şehzadelerin eğitim gördüğü ve yönettiği önemli bir yer olmuştur Manisa. Bu yüzden Şehzadeler Şehri olarak da anılır. Kentin pek çok noktasında görülecek tarihi yapılar, antik kentler, kaleler, müzeler, büyüleyici güzellikte olan doğal alanlar vardır.

Manisa denince pek çok kişinin aklına mesir macunu gelir. Ayrıca şehrin birçok bölgesinde üzüm bağları, zeytinlikler, tütün tarlaları yer alır. Meyve - sebze yetiştiriciliği için bereketli topraklara sahip olan kent, Türkiye’nin bir nevi meyve deposudur.

Şehzadeler Şehri’nin yöresel yemeklerde farklı damak zevklerine hitap eden bir yelpazesi vardır. Keşkek, Manisa kebabı, nohutlu mantı, kula güveci, börülce tarator, enginar dolması, şevket-i bostan, ekmek dolması ve simit ekmeği, zerde, Manisa’ya özgü lezzetlerden bazılarıdır.  

Bu şehrin sayfasina git >

Kahramanmaraş

MÖ 3000’lere uzanan tarihinde Hitit, Roma, Selçuklu ve Osmanlı egemenliklerini yaşayan Kahramanmaraş, sahip olduğu tarihi eserlerine ve geçmişine sahip çıkan kentlerden.

16. yy’a ait özellikleri günümüzde de taşıyan tarihi çarşıları; Ceyhan Nehri’nde yer alan Taş Köprü; 1442’ye uzanan tarihi ile Ulu Camii; 15. yy’da inşa edilen Taş Medrese; 4.yy’da yapılan Hurman Kalesi; 4-5. yy’a ait mozaikleri ile öne çıkan Germanikeia Antik Kenti; onbinlerce arkeolojik eseriyle Kahramanmaraş Arkeoloji Müzesi; yöreye has mimariyi koruyan Tarihi Maraş Konakları ve 1510 tarihli Hatuniye Camii, Kahramanmaraş tarihini ortaya koyan değerlerden bazıları.

Kahramanmaraş, tarihinin yanı sıra doğal güzellikleri ve kaplıca turizmi ile de dikkat çeken, keyifli bir tatilin kapılarını aralayan bir kent. Mesire alanları, tabiat parkları, su kaynağı çevresine konumlanan dinlenme tesisleri, kaplıca ve içmeleri ile huzur veriyor.

Kahramanmaraş’ı tanımak isteyenlere meşhur lezzetlerini de tatması öneriliyor. Maraş dondurması, tarhana çorbası, dolma, Maraş biberi, ekşili aya köftesi, acem pilavı, suluyağlı köfte, paça, yoğurtlu kebap, yoğurtlu köfte, sömelek köfte, pestil, cevizli kırma tatlısı, pekmez, sucuk, en beğenilen Kahramanmaraş lezzetleri arasında.

Bu şehrin sayfasina git >

Mardin

Mardin, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Dicle’ye doğru uzanan, Suriye topraklarına komşu, kadim bir kenttir. Çağlar boyu, Hitit, Urartu, Roma, Artuklu ve Sasaniler gibi pek çok medeniyetin yaşam savaşına sahne olmuştur. İpek Yolu üzerinde, önemli bir ticaret ağına dahil olması, kenti önemli kılmıştır. Bir kültür mozaiği olan Mardin, halen birçok etnik kökeni bünyesinde barındırır. Şehrin pek çok noktasında kiliseler, camiler, manastırlar, türbeler bir arada yer alır.

Mardin’i özel kılan şeylerden biri de muazzam taş evlerdir. Geleneksel Mardin evleri, sarı kalker taşlarından yapılmış ve oryantal figürlerle süslenmiş özel yapılardır. Etkileyici bir mimariye sahip olan bu evler, her sezon pek çok turisti kente davet eder.

Mardin kent merkezinden ev yapımı şaraplar, bitkisel sabunlar satın alabilirsiniz. Burada, bumbar, içli köfte, kaburga dolması, soğan kebabı gibi nefis yöresel lezzetleri deneyebilirsiniz.

Bu şehrin sayfasina git >

Muğla

MÖ 3000 yıllarına uzanan tarihinde Muğla, pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Tarihi, kültürel değerleri, plajları, koyları, kanyonları ve mağaraları ile dikkat çeken kent, ılıman iklimi ile her mevsim gezginleri ağırlar.

Örenyerleri, sit alanları, tapınakları, kaleleri, antik kentleri ve müzeleri ile kentte tarihin gizemi keşfedilir. Eşsiz doğası ise nefes keser Muğla’nın… Fethiye, Marmaris, Bodrum koyları, vadileri, körfezleri ve plajları, hem turkuaz suları hem de tertemiz havası ile tatilcileri kendine hayran bırakır. Misafirperver Muğla halkının da her daim güleryüzlü olması, mutlu bir tatil geçirilmesinde en büyük etkendir. Dalaman ve Milas-Bodrum uluslararası havalimanları ile deniz hudut kapılarından kente rahatlıkla ulaşım sağlanır.

Bembeyaz badanalı, simgeleşmiş bacaları, kırmızı kiremitli, rengarenk çiçekleri ve yemyeşil bahçeleri ile Muğla evleri sizi adeta içine çeker. Arnavut kaldırımlı daracık Muğla sokaklarında kendinizi kaybedersiniz.

Deniz kenarına serpilen sofraların tadı ise bambaşka olur. Balığı, bademi ve deniz ürünleri ile nefis bir mutfak sizi bekler. Ama yöresel mutfakta yer alan çökertme kebabı, kabak çiçeği dolması, kefal dolması, taratorlu börülce ve ahtapotlu pilavın yeri ayrıdır.

Bu şehrin sayfasina git >

Muş

Muş, Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alır. Ovalarla çevrili olan bu şehirde, özel bir tür olan Muş lalesi yetişir. Her yıl nisan ayının sonunda lale festivali düzenlenir. Hamurpet (Akdoğan) ve Haçlı (Bulanık) gölleri, şehrin doğal zenginlikleridir. Su kuşlarının uğrak yeri olan Haçlı Gölü çevresi ve Bulanık Ovası, kuş gözlemcilerine de kucak açar.

Muş’un tarihi, Urartulara dek uzanır. Birçok medeniyetin izlerini taşıyan kent, gözetleme ve savunma amacıyla inşa edilmiş kalelerle çevrelenmiştir. Murat Nehri’nin üzerinde bulunan tarihi köprü, Selçuklular Dönemi’nden günümüze dek ulaşmayı başarmıştır. Türbeler, camiler, kiliseler ve hamamlar, bölgenin kültürel zenginliğini yansıtır. Selçuklular ve Doğu Roma İmparatorluğu arasında gerçekleşen ve Türklerin Anadolu’ya yerleşmesini sağlayan Malazgirt Savaşı, kentin doğusunda yer alan Malazgirt Ovası’nda gerçekleşmiştir.

Muş’ta hafta direği adı verilen köfte, kırkçikli kelem dolması denen lahana sarması meşhurdur. Bağcılığın gelişmiş olduğu topraklarda, dünya çapında ünlü olan Muş üzümü yetişir. 

Bu şehrin sayfasina git >

Nevşehir

Kültürü, eşsiz doğası ve tarihi-mimari yapılarıyla kendine hayran bırakan bir kent Nevşehir. Volkanik olaylar ve erozyon sonucunda oluşan Kapadokya’nın merkezi... Masalsı peribacaları, her yıl birçok yerli ve yabancı turistin Nevşehir’i ziyaret etmesinde en büyük etken.

Bölgede yer alan kaya kütleleri, İlk Çağ’dan itibaren oyularak hem yaşam hem ibadet alanı olarak kullanılır. Manastır, yeraltı şehri, kilise, şapel, kale gibi tarihi yapılar, tüm ilgi çekiciliği ile şehrin dört bir yanında ziyaretçileri karşılar. Kiliselerin mimari yapısı ve duvar süsleme sanatı, gezginlerin dikkatini çekerken; yeraltı şehirlerindeki alternatif yaşam alanları havalandırma, tünel ve mekân düzenlemeleri ile şaşırtır.

Harikalar diyarı Nevşehir’de yer alan Kapadokya’nın tarihi bölgelerinden Göreme Milli Parkı, Derinkuyu Yeraltı Şehri, Karain Güvercinlikleri, St. Theodore Kilisesi, Soğanlı Arkeolojik Alanı, Karlık Kilisesi ve Kaymaklı Yeraltı Şehri, 1985 yılında kültürel ve doğal miras olarak UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kaydedilir.

Nevşehir bağcılıkta da ön planda. Bölgede üretilen emir, dimrit, kalecik karası ve parmak üzümleri meşhur Nevşehir şaraplarının üretiminde kullanılır. Oniks taşı ve çanak çömlek yapımıyla da tanınan kentte, çömlek kebabının lezzeti meşhurdur. 

Bu şehrin sayfasina git >

Niğde

Niğde, İç Anadolu’da, Kapadokya Bölgesi’nde yer alır. Zengin bir tarihi geçmişe ve eşsiz bir doğaya sahiptir. Bereketli topraklarında elma ağaçları boldur. Antik Çağ’daki ismi Nahita olan şehirde, türbeler, camiler, kilise ve manastırlar görülebilir. Özellikle Selçuklulardan kalma, muazzam bir taş işçiliği örneği olan Alaaddin Camii ziyaret edilebilir. Kent merkezindeki Niğde Müzesi, Geç Hitit Dönemi’nde hüküm sürmüş Nahita Krallığı’na dair pek çok esere ev sahipliği yapar.

Aladağlar Milli Parkı, trekking, dağcılık ve kış turizmine elverişlidir. Demikazık köyü mevkiinde eşsiz bir manzaraya karşı konumlanmış dağ oteli bulunur. Tırmanma etkinlikleri için yaz ayları en uygun zamandır.

Ulukışla ilçesindeki Çiftehan beldesinde, şifa dağıtan bir kaplıca bulunur. Kaplıca çevresinde konaklama tesisleri vardır. Bor ilçesindeki Kemerhisar İçmesi, zengin mineralli ve şifalı bir su kaynağıdır. Çevresinde havuz ve çamur banyosuna sahip olan bir konaklama tesisi bulunur.

Niğde’nin gazozu meşhurdur. 1960’lı yılların başından bu yana üretilen gazoz, Türkiye’nin her köşesine dağıtılır. Yörenin en meşhur yemeği, ayva boranisi, merkezi yerlerde tadılabilir.

Bu şehrin sayfasina git >

Ordu

Orta Karadeniz şehirlerinden biri olan Ordu, uzun bir Karadeniz sahil şeridine sahiptir. Binlerce yıllık geçmişinde pek çok kavme sığınak olan bu şehir, pek çok tarihi yapıyı günümüze taşımıştır. Kaleler, camiler, kilise ve türbeler, Ordu’da kültür turizminin nabzını tutan yapılardır. Karadeniz’e dökülen dere ve ırmakların üzerine özenle yerleştirilmiş gibi duran tarihi köprüler, şehrin siluetine güzellik katar.

Ordu’nun kültürel geçmişi kadar doğası da dikkat çeker. Ordu, yaylaları, ormanları, plajları ile Türkiye’nin cennet köşelerinden biridir. Boztepe mevkiinde kentin hemen hemen tamamını içine alan eşsiz manzara izlenebilir. Perşembe ilçesindeki Yason Burnu’nda gün batımını seyretmek de ayrı bir keyif verir. Perşembe Yaylası’nda akarsuların çizdiği muhteşem menderesler, tablo üzerine resmedilmiş gibi büyüleyicidir.

Türkiye’deki fındık üretiminin büyük bir kısmı Ordu’da gerçekleşir. Şehirde fındıklı ürünler ve çikolata üreten fabrikalar bulunur. Ordu’nun yemyeşil yaylalarında üretilen aromatik bal da oldukça lezzetlidir. Ceviz helvası, pidesi, hamsisi, turşu kavurması ve karalahanalı yemekleri meşhurdur. 

Bu şehrin sayfasina git >

Rize

Rize’de tabiat, insan ve mimari birlikte eşsiz bir uyum sergiler. Yeşil vadilerin yamaçlarına asılmış gibi duran yapılar, karlı dağlardan Karadeniz’e akan dereler üzerindeki narin köprüler Rize’nin karakteristik özelliklerindendir.

Yüksek dağ eteklerinden doğan sular, birbirine paralel derin vadiler oluşturarak denize ulaşır. Köyler, tarıma elverişli alanlar, vadi tabanları ve yamaç düzlüklerinde yer alır. Dağların ardından yerini yaylalar alır. Gerek mimarisi gerekse gelenekleri bozulmamış çok sayıda yayla yerleşimlerinden en bilinenleri; Varda, Gölyayla, Ovit, Karos, Ambarlı Varap, Varoş, Elevit, Trovit, Palovit, Çiçekli Ayder, Başhemşin, Karvan ve Taşlı’dır.

Türkiye’deki çay ekim alanlarının üçte ikisi Rize’de yer alır. Bu nedenle Rize’ye yolculuk edenlerin yeşil doğaya karşı mutlaka çay keyfi yaptığı söylenir. Kentin yüksek yerlerine doğru çıktıkça nefes kesen manzara huzur verir, yöresel kültüre ev sahipliği yapan bölgede konaklama isteği artar. Yüksekten uçan atmacaların göz kırpışı, hamsili pilavın mis kokusu, Rize bezlerinin kusursuz el işçiliği yöreyi ayrı kılan detaylardan sadece birkaçıdır...

Bu şehrin sayfasina git >

Sakarya

Doğal güzellikleri, sahilleri, plajları ve turistik yerleri ile görülmeye değer bir yer olan Sakarya, bölgede günübirlik geziler için tercih edilir. Özellikle İstanbul ve çevresinden pek çok misafir ağırlayan bu kent, yazları hafta sonu için sakin bir tatil arayışı içinde olanlara ve denize girmeyi düşünenlere güzel bir seçenek sunar.

Sakarya, konumu itibariyle Anadolu’da yaşamış pek uygarlığın yaşam alanı olmuştur. Marmara Bölgesi’nin Karadeniz’e uzanan tarafı ve bölge topraklarını gezen Sakarya Irmağı, kentin önemli olmasını sağlamıştır. İlçedeki tarihi mekanları gezerken Sakarya’nın doğasından etkilenmemeniz mümkün değil. Temiz havası ve Karadeniz iklimi ile burada kendinizi tazelenmiş hissedebilirsiniz.

Bu şehrin sayfasina git >

Samsun

Samsun, Karadeniz’in orta kesiminde, sahil şeridinde yer alır. Yeşilırmak ve Kızılırmak nehirlerinin Karadeniz’e dökülürken oluşturduğu bereketli topraklar üzerinde kurulmuştur. Şehrin kuzeyinde deniz vardır, güneyi ise dağlık ve ormanlıktır. Samsun, Ladik Gölü, şelaleleri, plajları, tabiat parkları, mağaraları ve kaplıcası ile Karadeniz’in dinlenme alanıdır. Yazları, denize girme imkanı bulunabilen Samsun’da özellikle Atakum ilçesi, güney kentlerini aratmayacak bir turizm potansiyeline sahiptir.

Kültür gezileri için pek çok seçeneğe sahiptir Samsun. Pontusların yaşam sürdüğü Amisos Tepesi’nde Helenistik Dönem uygarlıklarının izine rastlanmıştır. Mezar odaları, tümülüsler ve tarihi kalıntılar bulunan Amisos Tepesi’nde  Amisos Hazinesi bulunmuştur. Pontuslulardan kalma hazine, günümüze dek korunmuştur. Amisos Hazinesi, diğer tarihi objeleri ile beraber, Samsun Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nde sergilenir.

Samsun denince akla  Milli Mücadele Dönemi gelir. 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Atatürk, Samsun’da Kurutuluş Savaşı’na dair ilk kıvılcımı çakmış, bağımsızlık arzusunu alevlendirmiştir. İlkadım ilçesi, bu hareketin sembolü olarak inşa edilen Onur Anıtı’na ev sahipliği yapar.

Samsun’da, şehirle özdeşlemiş meşhur pideden, Ladik Gölü’nden çıkarılan tahta ve turna balıklarından, kaz, tavuk ördek etiyle yapılmış yöresel yemeklerden ve Karadeniz bölgesine özgü turşu kavurmasından yememek olmaz. Kentin sahil şeridi boyunca denize nazır lokantalar ve kafeler bulunur. Ladik Gölü çevresinde ise balık restoranları vardır.

Bu şehrin sayfasina git >

Siirt

Mezopotamya kültürlerinin beşiğidir Siirt. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en eski yerleşim yerlerindendir. On iki bin yıl geriye giden tarihinde Mezopotamya medeniyetlerinin birçoğuna tanıklık etmiştir. Bölgeye hakim kayalıklar üzerine kurulmuş korunaklı kaleleri ile bu kent, geçmişte stratejik açıdan önem görmüş ve Orta Asya’dan yoğun göç almıştır. Anadolu Selçukluları ve Osmanlı mimarisine dair türbe ve cami gibi yapıtlar, şehirdeki varlığını halen korur. Hz. Muhammed dönemindeki İslam bilginlerinden biri olan Veysel Karani’nin türbesi, Baykan ilçesinde bulunur.  

Yeraltı kaynakları açısından da zengin bir kenttir. Botan Çayı’nın çevresinde, kent merkezine yaklaşık 20 km uzaklıkta, Sağlarca Kaplıcası vardır. Diğer adı Billoris olan bu kaplıcanın suyu, bir mağaranın içinden çıkar. Kışlacık köyü mevkiinde Lif Kaplıcası yer alır. Eruh ilçesindeki Hista Kaplıcası, 60 dereceyi bulan sıcaklığı ile şehrin en sıcak şifalı su kaynağıdır.

Siirt, Dicle Irmağı’nın kollarıyla bereketlenir. Tahıl ekim alanlarına sahip olan ilde, hayvancılık önemli bir yer tutar. Kentin en meşhur lezzeti Siirt fıstığıdır. Siirt’in pek çok yerinde bu leziz fıstıktan bulabilmek mümkün… Şirvan ilçesinde yetişen ve nohut büyüklüğünde taneleri ile dikkat çeken Zivzik narı, mayhoş ve oldukça lezzetlidir. Bıttım sabunu, bölgenin önemli değerlerinden biridir. Siirt fıstığının yetiştiği ağaç, aşılanmadığı takdirde bu sabunun ham maddesi olan meyveyi yetiştirir ve bu meyve ezilerek kıymetli yağı ile sabunun hammaddesi olur. Hayvancılığa elverişli olan kentte, battaniye ve kök boyalı kilimler oldukça ünlüdür.
Bu şehrin sayfasina git >

Sinop

Türkiye’nin kuzeydeki uç noktası, Sinop ili, tarih boyunca önemli bir liman-kent olmuştur. Doğal korunaklı iç limanının yanı sıra tarihi kale ve tersanesi bu niteliğin devamlılığını sağlayan önemli etkenlerdir. Antik Çağda Paflagonya olarak adlandırılan bu güzel bölge aynı  zamanda, ünlü "Gölge etme, başka ihsan istemem" sözünün sahibi korkusuz filozof Diyojen’in memleketi olarak bilinir. Akdeniz’i andıran koy ve kumsalları, zengin bitki örtüsü ve orman alanları, mutlu ve huzurlu insanları ile Sinop Karadeniz’in tatil cennetlerinden biridir.

Bu şehrin sayfasina git >

Sivas

Sivas, kültürel zenginliği, doğal güzellikleri ve kadim tarihi ile dikkat çeker. Kentin büyük bir kısmı İç Anadolu Bölgesi’nde yer alırken bazı ilçeleri Karadeniz Bölgesi’nde, bazıları ise Doğu Anadolu sınırları içindedir. Cilalı Taş Devri’ne kadar uzanan tarihi, şehre pek çok yapıyı miras bırakmıştır. Çifte Minareli Medrese, Gök Medrese, Ulu Camii bunlardan bazılarıdır. Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerinden kalma camiler, Kızılırmak üzerinde Roma Dönemi’nden kalma köprüler, Sivas’ta görülmeye değer eserler arasındadır.

Sert bir iklime sahiptir Sivas. Termal su açısından zengin olması, kış mevsimini biraz da olsa yumuşatır. Bölge sakinleri, Sivas’ın çermikleriyle hem şifa arar, hem de ısınır. Şuğul Vadisi, Gökpınar Gölü ve Karadeniz’e bakan yaylaları, doğaseverleri cezbeden güzelliklerden bazılarıdır.

Sivas’ın en meşhur lezzeti, baldır. Aromatik tadıyla nam salmış Sivas balı, kentin pek çok noktasında bulunur. Doğru Karadeniz Bölgesi ile iç içe yaşamış olan bu kent, yemek kültürüyle Karadeniz’e yakındır. Siron, peskütan çorbası, kömbe, üzümlü börek, Sivas’a gelmişken tadılabilir.

Bu şehrin sayfasina git >

Tekirdağ

Marmara Denizi’nin kuzeybatısında yer alan Tekirdağ, kuzeydoğuda kısa bir kıyı şeridi ile Karadeniz sularıyla da buluşur. Bu güzel şehrin, muazzam bir doğası vardır. Tekirdağ’da, plajlar, kamp alanları, ormanlar ve mesire yerleri bulunur.

Günümüzde İstanbul’un ardından Trakya’da bir sanayi ve ticaret merkezi olarak görülen Tekirdağ, geçmişinde de ticaret kervanlarının uğrak yeri olmuştur. Avrupa ve Anadolu arasındaki göç rotasında bulunan bu kent, pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Trakları ağırlayan bölgede Persler, Makedonlar, Romalılar, Bizanslılar, Osmanlılar gibi farklı kültürlere mensup medeniyetler yaşamış ve şehirde izlerini bırakmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Harf İnkılabının ilk adımını Tekirdağ’da atması, kentin tarihinde önemli bir yere sahiptir. Her yıl 23 Ağustos’ta harf inkılabının yıldönümü kutlanır.

Ayçiçeği tarlaları ve meyve bahçeleri ile bezeli olan Tekirdağ’da kiraz ve üzüm olukça ünlüdür. Bu lezzetler adına her yıl yaz mevsiminde festivaller düzenlenir. Şarköy’de şarap üretim tesisleri vardır. Ama Tekirdağ denince akla ilk gelen şey köftedir. Şehrin merkezi noktalarında bu leziz köfteden tadılabilir.

Bu şehrin sayfasina git >

Tokat

Tokat, Orta Karadeniz’de yer alır. İç kesimlere doğru yüksekliği artan kentte, birçok uygarlık ve beylik barınmıştır. Kaleler, antik şehirler, höyükler, mağaralar, hamamlar, camiler, hanlarla bezeli olan bu kent, açıkhava müzesi niteliğindedir. Dünyanın Drakula olarak bildiği, III. Vlad, nam-ı değer Kazıklı Voyvoda’nın Tokat Kalesi’nde tutsak kaldığı rivayet edilir. Yalçın kayalar üzerine inşa edilmiş olan bu kalenin, burçları, kuleleri, surları görülebilir. Romalılardan kalma, değerli Apollon heykellerinden biri, Tokat Müzesi’nde sergilenir.

Karadeniz’in bakir ormanlarının kıyısında kurulmuş olan Tokat, kamp ve karavan turizmine elverişlidir. Niksar’daki Çamiçi Yaylası, dillere destan bir güzelliğe sahiptir. Alan Yaylası ve Ballıca Mağarası civarı, trekking için idealdir. Göl ve akarsularla çevrili olan Tokat’ta kuş gözlem alanları vardır. Almus Baraj Gölü balık tutmaya ve su sporlarına müsaittir. Turhal ilçesi, Mercimek Tepesi’nde yamaç paraşütü organizasyonları yapılır.

Tokat, bereketli topraklar üzerinde kurulmuştur. Çam ağaçları ile bezeli ormanlarının yanı sıra bölgede ekilecek alanlar oldukça çoktur. Üzüm bağları ve meyve ağaçlarının baskın olduğu şehirde, vişneye benzer yabani bir meyve olan mahlep, bolca yetişir. Mahlebin çekirdekleri ezilerek, hoş bir koku ve tat vermesi için, kek ve kurabiye gibi hamur işlerine katılır. Meyvenin kendisi de meşhur Tokat şarabının hammaddesidir. Kentin merkezi noktalarında otantik tasarımlı şişelerde mahlep şarabı bulunabilir.

Tokat’ın kebabı, bakla dolması, cevizli çöreği, asma yaprağından yapılmış sarması ünlüdür.  

Bu şehrin sayfasina git >

Trabzon

Trabzon’un tarihsel birikimi göz önüne alındığında bölgeyi tanımak için uzun bir zaman dilimi ayırmak gerekir. Çünkü geçmişte doğu-batı ticaretinin önemli bir limanı olan kent, yaşattığı birçok medeniyetin izlerini taşır.

Yemyeşil yaylaları, bitki örtüsü, kültürel dokusu, tarihi ile gezginlerin dikkatini çeken Trabzon, bu nedenle her yıl çok sayıda ziyaretçi ağırlar. Kentteki yaylalar bir yandan şenlikleri ile eğlenceye kucak açarken diğer yandan doğa sporu sevenler için vazgeçilmez parkurlar yaratır.

Geleneksel el sanatlarını günümüzde de yaşatan Trabzon halkı, şimşir kaşık ve örme sepetlerini ziyaretçilerinin beğenisine sunar.

Trabzon’a seyahat edeceklere, yörenin sofralarını süsleyen mısır çorbası, lahana çorbası, kuymak, etli lahana dolması, trabzon peynirlisi, trabzon burmalısı, hamsi kuşu, hamsili kaygana, akçaabat köftesi, laz böreğinin tadına bakmadan dönmemeleri önerilir.

Bu şehrin sayfasina git >

Tunceli

MÖ 2200’lere uzanan tarihinde Hurriler, Hititler, Urartular, Medler gibi pek çok uygarlık bulunan Tunceli, Fırat havzasında, Doğu Toroslara ev sahipliği yapan bir kenttir. 

Bölgede seyahatseverlerin ilgisini çekecek pek çok höyük, cami, kale, köprü, medrese, kilise ve türbe bulunur. Zengin doğası ve florasıyla öne çıkan kentte Munzur Vadisi Milli Parkı ve Munzur Suyu Gözeleri görülmeye değerdir.

Tunceli’nin yöresel lezzetleri arasında babuko, bişi, hazırlop köftesi, mahluta çorbası, gömme, ekşili ekmek ve yumurtalı tepsi kumbiği tadılması önerilenlerden bazılarıdır.

Bu şehrin sayfasina git >

Şanlıurfa

On bir bin yıllık tarihi ile Şanlıurfa, dünyanın en eski kentleri arasına adını yazdırıyor. Göbeklitepe ve Balıklıgöl çevresinde yapılan kazılardan çıkarılan eserler ile Şanlıurfa bugün, “dünyanın en eski tapınak merkezi” ve “dünyanın en eski heykeli”nin bulunduğu şehir olma özelliğine sahip.

On binlerce yıllık yerleşim yerleri ile tarihin sıfır noktası olarak anılan, Peygamberler Şehri olarak tanınan, geçmişte Mezopotamya’da öne çıkan, bugün ise GAP’ın başkentlerinden, Şanlıurfa... Tarihi camileri, türbeleri, köprüleri, mescidleri, müzeleri, çarşıları ve evleri ile coğrafyasının tüm özelliklerini yansıtan büyük bir şehir. Kaplıcalarıyla da termal turizme kucak açıyor.

Kentin cülha tezgâhlarında bez dokuma, gümüşçülük, keçecilik, bakırcılık, halı ve kilim dokumacılığı ile ahşap oymacılığı, en gözde el sanatları arasında. Tadına doyum olmaz yemekleri ise dilden dile dolaşıyor. Bunlar arasında çömlek, kaburga, ciğer kebabı, elmalı kebap, frenkli kebap, patlıcanlı kebap, tike kebabı, tepsi kebabı, soğanlı kebap, frenkli köfte, basma köfte, dolmalı köfte, yuvalak, içli köfte, tiritli köfte, yumurtalı köfte, isot salatası, has cacığı, bostana, sahteşor, ekşili dolma, duvaklı pilav ve firik pilavı yer alıyor.

Bu şehrin sayfasina git >

Uşak

Tarihi eski Tunç Çağı’na uzanan Uşak, bugün İç Anadolu ve Ege bölgesi arasında köprü niteliğinde.

Köprüleri, camileri, örenyerleri, çarşıları, kaya mezarları, müzeleri ile gezginlere keyifli zaman geçirme fırsatı sunan Uşak, ünlü kaplıcalarıyla da sağlık arayanlara kucak açar. Amerika Birleşik Devletleri’nin  Büyük Kanyon’unun ardından dünyadaki en büyük ikinci kanyon olarak anılan Ulubey Kanyonu, kentin görülmeye değer en özel doğal alanlarındandır.

16. yy’dan bu yana kentte yapımı süren ünlü Uşak halıları, kök boyayla hazırlanan Eşme kilimler, peluş battaniyeler oldukça meşhurdur. Uşak’tan yolu geçenlere, mevisimiyse, Sivaslı ilçesinde yetişen meşhur çilekleri tatmaları önerilir.

Bu şehrin sayfasina git >

Van

Doğu Anadolu bölgesinin doğa, kültür, tarih ve kış turizmi ile öne çıkan kentlerinden Van.  

Urartular zamanında inşa edilen Van Kalesi, Erek Dağı eteklerinde bulunan Yedi Kilise, sınırlarında yer alan Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü, iki farklı göz rengiyle bilinen Van kedisi, 915 yılında inşa edilen Akdamar Adası ve Kilisesi, Muradiye’de yer alan meşhur Şeytan Köprüsü, Urartular döneminde yapılan Hoşap Kalesi, 1660’da yapımına başlanan Kaya Çelebi Camii ile akıllara kazınmıştır şehir.

Abalı Kayak Merkezi, kış turizmi için tercih edilen merkezlerden olurken; Abalı, Erek Dağı ve Gören Dağı bölgelerinde yamaç paraşütü; Müküs çayında ise rafting yapılabilir.

Ters laleleri ile nam salan kent lezzetleri ile ünlüdür. Bol çeşitli kahvaltıları ile bilinir Van. Bunun yanı sıra peynir çeşidi çoktur; otlu peyniri ise en beğenilen peynirler arasındadır. Dağ muzu olarak bilinen Uşkun, sofralardan eksik olmaz.

Bu şehrin sayfasina git >

Yozgat

Yozgat, İç Anadolu Bölgesi’nde yer alır. Osmanlı Dönemi’nde Bozok Sancağı olarak kullanılan kentin tarihi, Hititlere dek uzanır. Höyüklerle bezeli olan Yozgat, Selçuklu ve Osmanlı mimarilerinin zarafetini gözler önüne serer. Çapanoğlu ve Başçavuş camileri, Çandır ve Çayıralan kümbetleri, Karabıyık Köprüsü, Roma hamamları, Büyüknefes ve Kerkenes harabeleri… Yozgat’ın birçok noktasında tarihi yapılar görmek mümkün…

Şifalı su kaynakları açısından zengindir Yozgat. Kaplıca suyu, İç Anadolu’nun çetin geçen kış mevsiminin ilacı gibidir. Sarıkaya, Sorgun, Yerköy ve Boğazlıyan kaplıcaları, bölgede hava ısınana dek pek çok kişiye şifa dağıtır.

Çam havasını doyasıya solumak için şehre gelen pek çok kişi önce Çamlık Milli Parkı’na uğrar. Burası, Türkiye’nin ilk milli parkıdır. Ülkemizde nadir bulunan Kafkas çamı, bu parkta halen tohum verir. Gölet, dinlenme alanları, yürüyüş parkurları ile cennet andıran Çamlık Milli Parkı, Yozgat’ın oksijen deposudur.

Kazankaya Kanyonu, Aydıncık ilçesinde yer alan, muazzam bir tabiat harikasıdır. Rafting ve doğa yürüyüşleri için elverişlidir.

Yozgat’ın en meşhur lezzeti, testi kebabıdır. Bazlama, katmer, ayva basması, çiğdem pilavı ve böreği, şehrin merkezi yerlerinde tadılabilecek yöresel yemeklerdir.

Bu şehrin sayfasina git >

Zonguldak

Yerleşim yeri tarihi MÖ 1200’ler Frigler dönemine uzanan; günümüz kentinin temelleri ise kömür madeninin işletilmesi ile başlayan Zonguldak… 1829 yılında Uzun Mehmet’in bölgede kömürü keşfi ile kentin en önemli üretim kaynağının işletilmesine başlanır ve birbiri ardına maden ocakları açılır. Zonguldak, bugün Türkiye'nin yeraltı kaynakları bakımından zengin şehirlerinden biridir.

Kent, Batı Karadeniz boyunca uzanan güzel bir kıyı şeridine sahiptir. Kendine özgü tarihi dokusu ise ziyaretinizi haklı kılar. İstanbul’un fethi için hisarların inşaasında kullanılan sur taşları, Ereğli'den getirtilir. Fatih Sultan Mehmet’in, teşekkür amacıyla, fermanla Karadeniz Ereğli'ye diktirdiği çınarlar bugün hala görülebilir. Yönetim bazında Bolu’ya, orman varlığı olarak ise Zonguldak'a bağlı olan Yedigöller Milli Parkı kentin görülmeye değer alanlarındandır.

Çaycuma’da yer alan Lykurgos ve Ambrosia Mozaikleri, hayran bırakan güzelliktedir. Zonguldak’da Uzun Mehmet Anıtı, Cehennemağzı Mağaraları, yöresel Herkime Evleri, Orhangazi Camii gibi görülmeye değer pek çok yer mevcuttur.

Uğmaç çorbası, malay, cevizli dolma, tirit, pırasalı mancar, cizleme, yaprak sarma, cevizli kömeç, keşkek, çöpele, höttürme, beyaz baklava, pırasa çorbası, Zonguldak’ı ziyaret etmeyi planlayanlara önerilen özel tatlardır.

Bu şehrin sayfasina git >

Aksaray

Büyüleyici Kapadokya’nın en çok turist çeken kentlerinden Aksaray, 11 bin yılık tarihi boyunca pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır ve çatısı altındaki yapılarda halen bu medeniyetlerin izlerini taşımaktadır.

Kendine özgü dokusu ile keyifli bir tatil planlayanların adresi olan Aksaray, Ihlara ve Güzelyurt Vadileri ile doğa yürüyüşlerine kucak açarken; balon turları ile görsel bir şölen sunar. Kapadokya’nın oluşumunu sağlayan görkemli ve ihtişamlı Hasandağı, dağcılığa ve kayağa ilgisi olan sporcuların uğrak yerlerindendir. Bahar geldiğinde Hasandağı’ndan sırayla uçuşan yamaç paraşütleri, göğü renklendirerek şehirde kusursuz bir manzara yaratır. 

Fotoğraf tutkunlarının gözde adreslerinden biri olarak anılan Aksaray, sınırları içinde bulunan vadileri, gölleri, camiileri, türbeleri ve tarihi yapılarıyla seyahatseverleri dört mevsim konuk eder.

Aksaray’a yolu düşenlere yöresel tatlardan sıkma, Aksaray tava, yoğurt çorbası, papara, bamya çorbası, ayva dolması, şepe, pelte, kuskus, çullama, dolma mantı ve dolazın tadına bakmaları önerilir.

Bu şehrin sayfasina git >

Bayburt

Karadeniz Bölgesi’nde yer alan Bayburt, güneyde Erzincan, doğuda Erzurum ile komşudur. Çoruh Irmağı’nın çevresinde kurulmuştur. Zengin bir doğaya sahip olan bu şehir, kışın ayrı, yazın ayrı güzeldir. Kop Dağı yamaçlarında kış sporları ve kayak aktiviteleri, Çoruh Irmağı’nda su sporları organize edilir. Aslan Dağı Mesire Alanı, eşsiz manzarasıyla doğanın kalbinde tazelenme imkanı sunar.

Köklü bir geçmişe sahiptir Bayburt. Anadolu’da yaşam sürmüş birçok uygarlık, Bayburt çevresini de mesken tutmuştur. Küçük bir alanda kurulmasına rağmen Bayburt’un birçok noktasında geçmişten izler vardır. Kalesi, saat kulesi, camileri, türbeleri, mağaraları ile bölge tarihini gözler önüne seren Bayburt, kültür gezileri kapsamında pek çok kişiyi ağırlar. Bölgede en çok dikkat çeken tarihi kalıntı  Aydıntepe Yeraltı Şehri, büyük bir kayanın oyulmasıyla inşa edilmiş antik bir kent olarak Roma ve Erken Hristiyanlık dönemlerinin izlerini taşır.

Bayburt’un balı ve el dokuması ihramları ünlüdür. Zengin bir mutfağa sahip olan bu kentte, Galacoş, lor dolması, süt böreği ve tatlı çorba meşhurdur.

Bu şehrin sayfasina git >

Karaman

Tarihinin MÖ 8000’lere uzandığı tahmin edilen İç Anadolu kentlerinden Karaman, Türkçe’nin resmi dil olarak kabul edildiği ilk Anadolu kenti olarak bilinir. Karamanoğlu Mehmet Bey, 13 Mayıs 1277 tarihinde yayınladığı ferman ile Türkçe’nin dışında başka dilin konuşulmasını yasaklar.

Camiileri, mescitleri, külliyeleri, kiliseleri, medreseleri, kaleleri ve örenyerleri ile ziyaretçilerini tarihe doğru bir yolculuğa çıkaran Karaman kenti, yaylaları, platoları, barajları ve tabiatı ile doğa sporu ve foto safari tutkunlarına imkanlar sunar. Toroslar, Karadağ, Barçın yaylası, Nunu Vadisi ve Hacıbaba Dağı trekkinge elverişli rotalarken, Karadağ, Avdan Yaylası, Kızılyaka ve Taşeli Platosu, bisiklet turizmine olanak tanır.

Dayanıklılığıyla bilinen Karaman’ın tarihi Taşkale halıları oldukça meşhurdur. Karaman’ın cevizli bandırma, calla, batırık, üzüm helvası, şebit pilav, tarhanabaşı, küncülü helva, su böreği, zeyve kebabı, etli ekmek gibi yöresel lezzetleri, ziyaretçilerini hayran bırakır.

Bu şehrin sayfasina git >

Kırıkkale

Tarihi MÖ 3000 yılına uzanan, Anadolu şehirlerinden Kırıkkale... Kızılırmak ve Dicle nehirleri ile beslenen Kırıkkale toprakları, doğası, tarihi ve kültürü ile misafirlerini kendine hayran bırakır.

Kenti ziyaret etme planı olanlara, Delice ilçesinde bulunan Tümülüs, Karıştıran’daki Rum Kilisesi kalıntıları, Ballı Camii, Koçu Baba Camiii ve Türbesi, Şeyh camii ve Türbesi, Hasan Dede Camii ve türbesi, Çeşnigir Köprüsü, Silah Müzesi ve tarihi Kırıkkale evleri ile konaklarını görmeleri önerilir.

Kırıkkale’nin yöresel yemeleri arasında sebze ve etin yanı sıra hamur işi öne çıkar. Külleme, kavurma, et haşlama, kömbe, gözleme, papara, bazlama bölgenin tadılması önerilen yemeklerindendir. Kırıkkale’ye gidenlere kilim almadan dönmemeleri önerilir.

Bu şehrin sayfasina git >

Batman

Tarihte farklı medeniyetlere beşiklik eden Batman, Dicle ırmağından beslenen topraklarıyla Türkiye’nin köklü kentleri arasında yer alır. Mağaralarından camiilerine, tarihi türbelerinden çarşılarına pek çok yapısı, tarihin izlerini taşır.

Anadolu’nun insanlığa büyük bir armağanı olan antik kent Hasankeyf ile dünyanın en büyük taş kemerli köprülerinden Malabadi Köprüsü, Batman’ın en büyük değerlerindendir. Türkiye’nin petrol merkezi olan Batman, her geçen gün yenileniyor ve gelişmeye devam ediyor. 

Kent, geleneksel el sanatlarına önem veriyor ve yok olmaması için zamana direniyor. Halı ve kilimcilik, yapma bebek, telkâri ve iğne oyacılığı kentin başlıca el sanatları arasında. 

Bu şehrin sayfasina git >

Şırnak

Şırnak, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin doğu ucunda yer alır. Güneyinde Irak ve Suriye ile komşudur. Cudi Dağı’nın çevresinde konumlanmıştır. Nuh Tufanı’nın bu dağda son bulduğuna inanılır. Nuh Peygamber'in kabrinin Cizre'de bulunan Hz. Nuh türbesinde olduğu düşünülür.

Babil ve Guti gibi doğu medeniyetleri, Şırnak topraklarında şehirler kurmuştur. Engebeli bir arazide konumlanan Şırnak’ta bölgeyi gözetmek ve savunmak adına Asur, Babil, Guti ve Medler tarafından yapılmış kaleler vardır.

Farklı inançlara mensup toplulukların uzun yıllar bir arada yaşadığı Şırnak’ta, camiler de ve kiliselere de rastlanır. Şehrin birçok noktasında yer alan tarihi yapılar dikkat çekicidir.

Bu şehrin sayfasina git >

Bartın

Batı Karadeniz kıyılarında yer alan Bartın, mavi ve yeşilin buluştuğu şirin bir Karadeniz kentidir. Kapısuyu, Kurucaşile, Tekkeönü, ve Amasra’daki tersanelerde tekne üretimi yapılır.

Doğa tutkunlarına hitap eden şehir, plajları, topraklarının büyük bir bölümünü kaplayan ormanları ve şelaleleri ile büyüleyici bir güzelliğe sahiptir. İnkumu, Bozköy, Kapısuyu, Kurucaşile ve Çakraz plajları, yaz boyunca birçok kişiye denize girme imkanı sunar. Güzelcehisar Lav Kayaları, Küre Dağları Milli Parkı, Gölderesi ve Ulukaya şelaleleri, Uluyayla ve çok daha fazlası ile Bartın cennetten bir köşeyi andırır. Denizden içeri sokuldukça yaylalar ve ormanlık alanlarla, ormanların arasına serpiştirilmiş ahşap evler görülür.   

Bartın topraklarında çağlar boyunca pek çok liman kenti kurulmuştur. Antik Çağ’da Parthenios ve Parthenia adlarıyla anılmış olan yerleşim yeri, köklü bir tarihe sahiptir. Roma Dönemi kalıntıları, hanlar, kaleler, camiler, kiliseler ve hamamları ile kültür gezileri için idealdir. Amasra - Bartın karayolunda yer alan Kuşkayası Yol Anıtı, kayalara oyulmuş bir Roma eseridir. Kral heykeli ve Roma hakimiyet kartalından oluşan eser, mutlaka görülmelidir. 

Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden, ağaç çitlerle çevrelenmiş Bartın Evleri, bir tablo gibi kusursuz görünür.

Amasra ilçesinde, taze balık çeşitleri ve salatasıyla ünlü lokantalar vardır. Çileği bir hayli lezzetli olan Bartın’da, mayıs aylarında Kültür, Sanat, Turizm ve Çilek Festivali düzenlenir.

Bu şehrin sayfasina git >

Ardahan

Tarihsel ve kültürel birikimiyle Ardahan, geçmişin izlerini günümüze taşıyan başlıca şehirlerden. Ardahan Kalesi, Kazan Kale, Kurtkale, Cak Kalesi, Avcılar Kalesi, Kırnav Kalesi, Altaş Kalesi gibi görkemli taş yapılarla kuşanan kent, kaleler şehri olarak bilinir.

Kent, tarihi değerlerinin yanı sıra doğal güzellikleriyle de adeta bir cennet. Yeşilin farklı tonlarıyla renk harmonisi oluşturan ormanları ve yaylaları ile Ardahan, trekking tutkunlarına muhteşem parkurlar sunar. Çıldır, Aktaş ve Putka gölleri ise bölgenin cennet alanlarıdır.

Kar yağdığında Ardahan’da farklı bir hikâye başlar. Yalnızçam Dağı kayak merkezinde kış sporları startını verirken, buz tutan Çıldır Gölü’nde atlı kızaklarla gezinti turları yapılır.

Her noktası ayrı bir keyif veren Ardahan’a yolu düşenlere ünlü Damal bebekleri, halı ve kilimleri, Posof elmaları, balları ve peynirlerinden almaları önerilir…

Bu şehrin sayfasina git >

Iğdır

Oğuz boylarının ana boylarından biri olarak bilinen Iğdır ismi, Oğuz Han’ın oğlu Deniz Han’ın en büyük oğlu Iğdır Bey’den gelir. Bugün, bölgede yerleşim tarihinin başlangıcı hakkında net bir bilgi mevcut değildir; ancak Orta Asya ve Anadolu arasındaki geçiş yolu üzerinde olmasından ötürü bölgede neolitik devrin başlangıç tarihinin MÖ 6-7 bin yılları olduğu düşünülür. Yerleşim yerinin ilk sahiplerinin Hurriler olduğu tahmin edilir. Ağrı Dağı eteklerinde Orta Tunç Çağı ve Orta Demir Çağı aralığından kalan nekropoller (mezarlıklar) yoğunlukta. Bu nekropollerden en dikkat çekeni koçbaşlı olanlar. Karakoyunlu, Yaycı Köyü ve Küllük Köyü’ndeki tarihi koçbaşlı mezarlıklar bilinenler.

Tarih boyunca pek çok kavimin egemenliğinde kalan Iğdır, bu dönemlere ilişkin medeniyet ve kültür eserlerine ev sahipliği yapmakta. Iğdır Kalesi, Karakale, Iğdır Kervansarayı bunun örneklerinden.

Tarihinin yanı sıra coğrafi konumu, iklimi ve doğası ile Iğdır, ayrı bir güzelliğe sahip. Büyüleyici beyaz zirvesi ile göğe uzanan efsanevi Ağrı Dağı kentin eşsiz rotalarından. 5137 m ile Türkiye’nin en yüksek noktası olarak bilinen Ağrı Dağı, dağ sporları ve tırmanışa elverişli bir yapıya sahip. Sönmüş bir volkana sahip olan dağa tırmanmak için en doğru zaman kış ayında şubat; yaz aylarında ise temmuz, ağustos ve eylül dönemi. Öte yandan, tufandan sonra Hz. Nuh’un gemisinin Ağrı Dağı’na indiğine inanılmakta ve bu yönde dağda araştırmalar yapılmakta.

Türkiye’nin 200 yıllık tuz ihtiyacını karşılayacak rezerve sahip olduğu belirtilen Tuzluca Tuz Mağaraları ve Aras Nehri Yukarı Çıyrıklı Kuş Cenneti’nde göç, beslenme ve üreme şansı bulan 240 kuş türü ile Iğdır, doğayla iç içe bir yaşama sahip.

Kenti keşfe gelecekler, yöresel yemeklerin de tadına bakmalı.

Kırmızı et ve pirincin eksik olmadığı kent yemeklerinden özellikle taş köfte, ekşili pilav, üzümlü pilav, katık aşı, Bozbaş, yağ şorvası, kuymak, salmanca, kaysafa, sütlü pilav, eğirdek, hedik, kükü’ye rastlarsanız kaçırmayın!

Bu şehrin sayfasina git >

Yalova

Bereketli ovalar üzerine kurulmuş olan Yalova, Marmara Denizi’nin güneydoğusunda yer alır. Denizin yanıbaşında yer alması nedeniyle Anadolu uygarlıklarının ve ticaret kolonilerinin ilgisini çeken bu kent, bölgedeki en eski yerleşim yerlerinden biri olarak bilinir. Şifalı kaplıca suları, Antik Çağ’da dahi kaplıcaları ün salmıştır.  

Romalı, Bizanslı, Selçuklu ve Osmanlıların sayfiye yeri olarak kullandığı Yalova, Mustafa Kemal Atatürk’ün son dönemlerinde sıkça ziyaret ettiği bir yerdir. Atatürk’ün her köşesinde iz bırakmış olduğu şehirde, Yürüyen Köşk gezilmeli, hikayesi mutlaka öğrenilmelidir. Şehir merkezinde, bölgede yaşamış uygarlıklara ait eserlerin sergilendiği açık hava müzesi bulunur.

Yalova, Marmara’nın çiçek bahçesidir. Seraları, çeşit çeşit ağaçları, süs bitkileri, şehrin çehresine güzellik katar. Büyüklü küçüklü ovalar üzerine yayılmış olan Yalova’ya çam ormanları ve ıhlamur ağaçları hakimdir.  Ekolojik çeşitliliği ile zengin bir kenttir Yalova. Karaca Arboretum Canlı Ağaç Müzesi, bu zenginliği vurgularcasına farklı ağaçlara ve endemik bitkilere ev sahipliği yapan bir cennettir.

Şehir, 100 km’yi aşan sahil şeridine ve plajlara sahiptir. Yazları İstanbul ve çevre kentlerden birçok kişi, serinlemek, stres atmak ve doğayla bütünleşmek için Yalova’ya gelir. Kışları ise şifalı suları, pek çok kişiyi Yalova’ya çeker. Termal otellere ve konaklama yerlerine sahip olan kent, İstanbul, Bursa, Sakarya gibi büyük şehirlere yakın olduğu için günü birlik aktiviteler için caziptir.

Yalova’da Balkan göçmeni nüfus fazladır. Balkanların en meşhur lezzeti olan börek, kentin birçok noktasında tadılabilir. Milföylü Yalova kebabı, yaprak pidesi, yumurta dolması, termal tatlısı, tavuklu mantı, yöreye özgü lezzetlerdendir. Yalova’nın bamyası ünlüdür. Ekşili köfteli bamya yemeği, yaz aylarında ev yemekleri sunan lokantalarda tadılabilir.

Bu şehrin sayfasina git >

Karabük

Karabük, Karadeniz Bölgesi’nin batı kesiminde yer alır. Antik kentleri ve tarihi Safranbolu evleri ile ünlüdür. Kültür ve doğa turizmi için muazzam bir seçimdir. Zengin demir yatakları üzerinde kurulmuş olan bu kent, Anadolu uygarlıklarının pek çoğuna yerleşim yeri olmuştur.

Antik Çağ’da Paflagonya olarak adlandırılan bölgede yer alır Karabük. Höyükleri, tümülüsleri, kaya mezarları ile en eski yerleşim yerlerinden biridir. Erken Bronz Çağı’ndan itibaren yaşam alanı olmuştur. Büyükçe bir sit alanını andıran şehrin pek çok noktasında tarihi objeler bulunmuştur. Bunlar, şehirdeki müzelerde sergilenir. Mağaralar, antik kentler ve anıtlarla beraber Karabük’te, camiler, hanlar, hamamlar ve çeşmeler görülebilir.

Karadeniz’in enfes doğasını yansıtan bu kent, yaylaları, kanyonları, seyir terasları ile büyüleyicidir. Yenice Ormanları, Açık Hava Orman Müzesi olarak belirlenmiştir. Sorkun, Ulu, Sarıçiçek, Boduroğlu yaylaları, doğa yürüyüşlerine ve kamp - karavan turizmine elverişlidir.

Karabük’te zengin bir yemek kültürü vardır. Fasulyenin her çeşidi burada tadılabilir. Safranbolu’nun lokumu ve bükmesi meşhurdur. Ceviz helvası, yoğurtlu yumurta, sini çöreği, zerde, perohi, merkezi yerlerde tadılabilecek yöresel lezzetlerdendir. Şehirde Safranbolu Evlerinin minyatür modellerini satın almak da mümkündür.

Bu şehrin sayfasina git >

Kilis

Yüzyıllar boyunca Babil, Hitit, Hurri, Arami, Asur, Pers gibi büyük uygarlıklara ev sahipliği yapan Kilis, Güneydoğu Anadolu bölgesinde yer alan sınır şehirlerindendir. 
İnanç turizmi açısından zengin varlıklara sahip olan Kilis, bugüne dek ulaşan mimari yapılarıyla dikkat çeker. Şeyh Efendi Tekkesi, Hz. Talha ve Hz. Zübeyr Türbesi, Cüneyne Camii, Şurahbil bin Hasane Makamı ve Zaviyesi, Mehmet Paşa Minaresi, Şurahbil Camii, Şeyh Muhammed Ensari Türbesi, Kilis Mevlevihanesi, Tekke Camii gibi nice türbe ve camii ile meraklılarını bekler. 
Kilis’in en dikkat çeken noktalarından biri de Oylum Höyük’tür. 5500 yıllık geçmişi ile öne çıkan höyükten mozaik ve arkeolojik eserler çıkarılmıştır.
Bir tarih kenti olarak adlandırılan Kilis, yöresel mutfağı ile kendine hayran bırakır. Lezzetli ekşili malhıta, lebeniye, kilis tava, keşkek, kübbülmüşviyye, oruk, şıhılmahşi, bulamaç, katmer, künefe tatları ile Kilis’i keşfedin… 
 

Bu şehrin sayfasina git >

Osmaniye

Osmaniye, Akdeniz Bölgesi’nde, Çukurova’nın doğu ucunda kurulmuştur. Şehrin neredeyse yarısı ormanlık alandır. Şehir merkezinin kuzeyinde, Ceyhan Nehri üzerinde, Aslantaş Barajı bulunur. Baraj gölü çevresindeki Karatepe - Aslantaş Milli Parkı, Türkiye’nin en büyük milli parkı olarak ilan edilmiş bir tabiat harikasıdır. Park kamp ve piknik aktivitelerine uygundur. Bu park, Kadirli ilçesinin Kızyusuflu köyü mevkiindedir. Milli parkın içinde Aslantaş Açık Hava Müzesi bulunur. Son Hitit Dönemi’nden kalma kale kalıntıları bulunan açık hava müzesinde, Hiyeroglif yazı sisteminde en uzun çift dilli Hitit yazıtları keşfedilmiş ve diğer Hiyeroglif yazıtların çözümlenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Bölgeye adını veren aslan heykelleri, tüm heybeti ile milli parkın içinde ziyaretçilerini karşılar.

Osmaniye, antik şehirler, mağaralar, kaleler, tarihi camiler ve kiliselerle bezeli, tarihi açıdan zengin kentlerden biridir. Burada hem kültür hem de doğa gezileri yapılabilir. Zorkun, Maksutoğlu, Bağdaş yaylaları, Osmaniye’nin doğal güzellikleri arasındadır. Ormanlar, meyve bahçeleri ile bezeli yaylalarda, kır kahveleri, lokantalar, kamp ve piknik alanları vardır. Türlü türlü ağacın arasında, doğayla baş başa kalmak isteyenler, Osmaniye yaylalarını ziyaret edebilir. Kastabala Vadisi’nde ender türler barındıran bir kuş cenneti bulunur. Vadide zaman zaman izcilik organizasyonları düzenlenir. Kazmaca köyü mevkiinde bir izci evi bulunur.

Osmaniye’nin yer fıstığı oldukça meşhurdur. Bu lezzetli fıstıklar, yöresel pek çok yemeğin malzemesi arasında yer alır. Yer fıstığı şekeri, yer fıstıklı burma kadayıfı ve pilav, kentin merkezi yerlerinde tadılabilir. Ayrıca kök boya ile renklendirilmiş Karatepe kilimleri şehrin önemli değerlerindendir.

Bu şehrin sayfasina git >

Düzce

Yeşilin farklı tonlarını barındıran ormanları, masmavi gölleri, yemyeşil yaylaları, şifalı sulara sahip kaplıcaları, görkemli şelaleleri ile adeta bir doğal cennet olan Düzce, gezginleri her mevsim cezbediyor.

Tarihi kale, türbe ve camiileri merak uyandırırken; antik şehir Prusias Ad Hypium, MÖ 3.yy’daki ihtişamlı kalıntılarıyla geçmişi günümüze taşıyor.

 Karadeniz sahilinde yer alan Akçakoca plajı yaz mevsiminde tatilseverlerin ilgi odağı olurken, rafting tutkunları Büyük Melen Nehri’nin kapısını çalıyor. Düzce’nin büyüleyen yeşilliği ve yüksek yaylaları trekking ve kamp yapmayı sevenlerin de favorisi.

Düzce’ye gidenlere, meşhur Düzce dağ çileği, reçel, fındık, köfte, kestane, külbastı tadılması önerilen yiyecekler.

Bu şehrin sayfasina git >